19.11.2014

Anaokulunda neler oluyor böyle?

Biz ödül ve ceza sistemine karşı çıkarak mantıklı sonuç ve düşünmesi üzerine giderken bakın o sıralarda anaokulunda neler oluyormuş…

Geçen gün çocuk atölyeme Leon ve Luka’yı da götürüyordum. Sabah heyecanlı kalkan iki oğlum benden önce hazır olup bekliyorlardı. “Hadi anne, bugün öğretmen sensin. Öğretmen çocuklardan önce orada olmalı. Çıkalım artık!” diye sabırsızlanıyorlardı. Ben bir taraftan çok da erken orada olmayalım diye oyalanırken Leon pür dikkat dinleyeceğim bir konuya girdi: “Çocuklar seni dinlemiyorlarsa ne yapacağını biliyor musun, anne?”

Anaokulunda neler olup bittiğini her çocuk gibi çok fazla hevesli anlatmayan Leon’un ağzından önemli bilgiler alabileceğimi seziyordum. “Yooo, neler yapmalıymışım?” diye oğlumdan öğüt almaya hazırdım. Bir yandan hazırlanıyordum ki çok da fazla konunun üzerine düşüyorum gibi görünmesin. Diyaloğumuzu aynen yazıyorum…

Leon: Bir çocuk yaramazlık yaparsa ceza vereceksin.
Ben: Peki, neler yaramazlık sayılıyor?
Leon: Yüksek sesle bağırmak, birine vurmak, senin sözünü dinlememek, bir şey kırmak…
Ben: Anladııım, ceza nasıl vereceğim peki?
Leon: Köşeye bir sandalye koyacaksın. Ceza vereceğin çocuğu oraya oturtacaksın. Düşünmesi gerek. Sen tamam diyene kadar.
Ben: O zaman ne yapacağım?
Leon: Gideceksin onunla konuşacaksın. O da özür dileyecek. Bir de bunu bir daha yapmayacağını söylemesi lazım.
Ben: Hmmm. Yani evde ki gibi, odanızda veya koltukta düşünüyorsunuz ya bazen.
Leon: Yok, öyle değil. Evde uzun sürmüyor ki! Bir de düşündüğümüz zaman gelebiliyoruz konuşuyoruz seninle. Okulda uzun sürüyor ve biz değil öğretmen karar veriyor ne kadar düşüneceğimize. Bir de sadece öğretmen konuşuyor. 
Ben: Peki, anladım. Oraya oturmak istemiyorsa ne yapacağım?
Leon: O zaman zorla oturtacaksın.
Ben: Nasıl yani?
Leon: Alıp götüreceksin, biraz da bağıracaksın.
Ben: Ehhh hala oturmayacaksa?
Leon: “Oturursan şeker vereceğim” diyeceksin.
Ben: Hı? Ceza verebilmek için ödül mü vereceğim?
Leon: Off anne! Şeker ceza için değil ki. Şeker oturduğu için. Onun cezası orada oturup düşünmesi. Anladın mı?
Ben: Sanırım… Bu kadar mı?
Leon: Bir de bir yıldız kayacak.
Ben: ???
Leon: İyi yaptıklarımız için yıldız alıyoruz ya, ondan bir tanesi gider o zaman. Ama benim yıldızlarım kaymıyor, çünkü ceza almıyorum.
Ben: Öyle mi? Yaramazlık yapmıyor musun hiç?
Leon: Hiç!
Ben: Neden?
Leon: Ceza veriliyor ya!
Ben: Önceki anaokulunda nasıldı?
Leon: Sadece yıldız kayıyordu.
Ben: Ceza yok muydu?
Leon: Ceza yoktu, bağırıyordu sadece.
Ben: Hı… Luka, sende nasıl?
Luka: Aynı.
Ben: Önceki anaokulunda?
Luka: Yıldız yoktu… ceza da yoktu, hiç bir şey yoktu.
Ben: Sanırım bunlara gerek kalmayacak benim atölyemde…

Yorum yapmayacağım. Endişeleniyor muyum? Hayır. Çünkü hayatımız boyunca böyle şeylerin olacağını biliyorum. Biz anne baba olarak çocuklarımızın farklı ortamlarda değişik kuralların olabileceğini, hepsini belki beğenmeyeceğimizi, ancak tüm bunlardan kendimiz için en güzel ve doğru olduğunu düşündüğümüz yolu bulabileceğimizi anlatmamız gerektiğini düşünüyorum. Tabi ki biraz üzüldüm. Çünkü pedagoji eğitimi bu kadar ilerlemişken hala bu tarz yaklaşımların ön planda olmasını üzücü buluyorum.





Bunu yazamadan da edemeyeceğim:
Çok şey öğrettikleri için velilerce övünen sevilen öğretmenler anlıyorum ki bunu otorite kurarak yapıyorlar. Otoriteyi de ceza ve ödül sistemiyle kuruyorlar. En azından benim gördüğüm öğretmenler öyle. Otoritesi olmadığı için zamanında çok eleştirilen başka bir öğretmenimiz daha az öğretti elbette ama en azından ceza ve planlı ödül sistemi de kullanmamış gibi. Benim favorim o. Az öğrensinler ama isteyerek öğrensinler. Ceza korkusuyla öğrenilen bilgi ve becerikliliğinin değeri yoktur.