31.01.2013

Yuki adında bir çalar saati



Yaklaşık altı aydır her sabah 6:30’ta küçük Yuki kızımız bizi ağlayarak uyandırıyor. Çünkü çişi gelmiş dışarıya çıkmak istiyor. Ama kıza yetişmek mümkün değil ki!
Birimiz kalkıp aşağı inene kadar Yuki genelde altına işemiş oluyor. Sırf bu nedenle hala gece kapalı kafes ve altına gazete kağıdı sererek yatıyor.

İyi de, keşke yapılacak iş bu kadar olsa. Ama maalesef iş burada bitmiyor. Köpeklerimizin çoğu uykucu olsa da, Yuki’nin dışarıya çıktığını görünce, Thea ve Gypsy de çıkmak istiyorlar. Tabi ki Thea yağmurlu günlerde dışarıda kalamıyor. Birkaç dakika bekledikten sonra onu içeriye almak gerekiyor. Anlayacağın, iş bitene kadar uykudan eser kalmıyor.

Bir daha yatmak zaten mümkün olmuyor. Çünkü buraya kadar izleyici kalan Liz merdivenden yukarıya çıkıp tam yatağa döndüğümüzde sinir bozucu havlamasına başlıyor. Usandırıcı bir şekilde, sanki saat tutuyormuş gibi iki dakikada bir ‘hav’ diyor. Neymiş efendim, olmazmış böyle, bir daha yatamayacakmışız, hanım efendi mamasını istiyor!

Sabahın köründe Yuki’nin ağlamasından kalkmaktan bize gına gelmişti –off, gene mi? Ne yapalım, bizim evimizde her sabah böyle başlıyordu…
…ta ki bir sabah ben uyanır uyanmaz aşağıya inene kadar. Yuki adındaki çalar saat çalmadan inmiştim hem de. Çalmadığı için herkes hala uyuyordu. Tıpkı Yuki gibi! Bir baktım ki minik hanımız hala uyuyor. Kalkana kadar da bir orasını uzatıyor, bir burasını geriyor. Gel, keyfim gel! O gün bu gün, bir daha sabahleyin bizi uyandırmadı.