17.04.2014

Kaliteli zaman da ne?

Saat bire kadar anaokulu, ardından 15 dakikalık piyano dersine ve haftada bir gün yüzme, bir gün futbol. Artık cuma öğleden sonraları okulca basketbol da eklendi. Bunun dışında çocuklarla hafta boyunca biraz faaliyet, bazen deney yapıyorum, ormana ve plaja gidiyoruz, bazen oyun parkına ya da bisiklet binmeye gidiyoruz. Ama evde olduğumuz zamanlar da çok. Çocuklara "plan program" sunmadığımız zamanlarda vicdan azabı mı çekiyoruz? Hani değerli bir zamanın boşa gitmesine izin mi veriyoruz? Hayır! Çünkü "kaliteli zaman" geçirmek sözlerine sinir oluyorum. Çocukların oyuna ve boş vakte de ihtiyacı var!

"Kaliteli zaman" kavramını kimin geliştirdiğini bilmiyorum. Ancak birçok anneyi yetersiz olduğu düşüncesine kapılmasına neden olduğunu düşünüyorum. Okul, müzik, spor... Çocuklarla nihayet başbaşa kalınca "değerli" bir şey yapmamız gerekli olduğu hissi veriyor şu "kaliteli zaman" kavramı. Sanki bunu yapmasak çocuklarımız zeki olmayacak, potansiyellerinin boşa gitmesine izin veriyormuşuz gibi.Tabi ki bu biz ebeveynlerde bir baskı oluşturuyor.

Hele dünyanın yarısı "kaliteli zaman"dan bahsederken çocuklarımızla başbaşa kalır kalmaz, aslında huzurlu birlikte vakit geçirebilmişken aklımıza şu sinsi soru geliyor: şimdi en iyisi onlarla ne yapmam lazım? İşte kaliteli zaman baskısı. Kaliteli zaman; aile bağlarını güçlendiren, çocukların gelişimi için önemli olan, yetenekleri ortaya çıkartan o zaman. Biraz mucize gibi geliyor bana o zaman kavramı. Üstelik o mucizeyi biz yaratacakmışız.

Yani çocuklarımızı okuldan müziğe, evden spora ya da arkadaşlara götürmediğimiz vakitte kendimizi onlarla öğretici bir şeyler yapmamızı mecbur hissetmemizi sağlıyor sanki. Birlikte uçurtma mı yapsak yoksa ağaçları mı öğretsek? Müzik mi yapsak yoksa yogaya mı girişsek? Boya mı yapsak yoksa faaliyet mi? “Kaliteli zaman” stresine giren annenin çocuğa ne faydası olabilir ki…

Gündelik işler kalacak mı?

Bizim evimizde tıpkı her evde olduğu gibi bunlara çok fazla vakit yok. Bir sürü işimiz var ve hepsini çocukların anaokulunda oldukları o dört saatte halledemiyoruz. Ayrıca hala oturup huzurlu bir şekilde kahve yudumlamadık, öğlen yemeği bile yemedik (çocuklar anaokulunda yiyor). Gündelik işler çok! Alışveriş yapılmalı, evin bazı köşeleri temizlik istiyor,  çamaşırlar üç gündür toplanmayı bekliyor, yıkama sepeti dolup taşıyor, boya vernik isteyen yerler var, çimin biçilmesi gerek, tamir edilmesi gereken yerler var ve yapmayı planladığımız bahçe işleri de bekliyor. Tabi ki beklenmedik birşeyler yapılması gereken işler listesinin başına geçmezse. Tüm bunları bekletip yerine çocuklarla mı ilgileneceğiz? Yani "kaliteli zaman" geçireceğiz demek istiyordum… Bu kadar da kolay değil!

İşlerin bazılarını çocuklarla birlikte yaparak çözüm buluyoruz. Haftada 2-3 defa faaliyet, boya ve deney tarzı aktivite de yapıyoruz. Hem de çok severek. Çocukların istedikleri zamanda onlara kitap okuyoruz. Ama bu kadar da yeter! Abartmamak lazım.”Kalite zaman” kavramı bana vicdan azabı çektirmeyecek. Kendime soruyorum: Çocuklarımızın gelişimini yeteri kadar destekliyor muyuz? Bence evet. Onlara öğretmek istediklerimi öğretiyor muyum? Bence evet. Yeterince "iyi eğitim" görüyorlar mı? Bence evet.

Serbest oyunun önemi

Haftanın programı son dakikaya kadar doldurmasının anlamı yok bence. Çocuklara serbestçe oyun oynamak için yeterince vakit lazım çünkü. Yoksa hayal güçleri nasıl gelişsin ki. Arada bir sıkılmak da iyidir. 

Gündelik hayatı yaşamalarına da fırsat vermek gerektiğini düşünüyorum. Zira en güzel şekilde o zaman öğreniyorlar. Ayrıca, neye ilgi duyup duymadıkları da en iyi bilen kendileridir. Ancak neye ilgi duyduklarını keşfetmeleri için boş vakitlere ihtiyaçları var ve arada bir sıkılmalarına da. Tüm gün ful programla bir yerden başka yere yetişen, sabahtan akşama kadar faaliyet ve aktivite programı sunulan çocuk her şeyden önce bunu öğrenir: başka birinin ona nasıl vakit geçireceğine karar vermesini. Boş vakti olunca da sorar "şimdi ne yapacağım" diye.

Meyve soymak, ağaca tırmanmak, çivi çakmak, çamaşır toplamak, bir şey tamir etmek, bize bir hikaye anlatmak, köpeği taramak, yemek pişirmek, yani gündelik hayattaki işler yeteri kadar "kaliteli zaman" oluyor aslında. Çünkü birlikte yapılan işler ve üsteklik çocuklar birşeyler öğreniyor. Bırakalım kendileri karar versinler, çocuklarımızın ilgilerini çektikleri bir uğraş bulacaklarından eminim. Üstelik bize de biraz vakit kalıyor. Sabahtan beri içmediğim şu kahveyi içebilirim mesela veya haberler okuyabilirim. Ya da yapılması gereken işlerin listesini kısaltabilirim. Çocuklar mutlu, ben mutlu, bunun nesi yalnış olabilir ki? “Kaliteli zaman” kavramı bana vicdan azabı çektiremez işte! 

------------------------------
Hayatımda çok zevk aldığım şeylerin arasında bu blogum, Alternatif Anne, Martı Dergisi ve Radikal Blogdaki yazılarım geliyor. Bunun dışında beğendiğim veya paylaşmaya değer gördüğüm her şeyi başta Facebook hesabımdan takip edebilirsin.
Facebook: Xlargeaile veya ben 
Google+ sayfamız: 
Xlargeaile
Twitter: @xlargeaile
Instagram: @xlargeaile
Pinterest: xlargeaile