25.03.2014

“Şaka!!!” - Çocukların mizah anlayışı


“Banyoda çişimi kaçırdıııım – şakaaaa!” diyor Leon ve gülerek yanımdan salona koşuyor. Bu gibi sözlerin karşısında artık irkilmiyorum. Tıpkı “Zita kedimiz bugün çok havladı ama” dediğinde gibi. Leon’un sadece şaka yaptığını biliyorum. Çocuklarımızın mizah anlayışı bizden çok farklı çünkü.

Şüphesiz ki çorbaya bandırılmış parmaklarla “ben bir canavarım” demeği de biz komik bulmuyoruz. Oğlumun biri bunu yapınca diğeri buna kıkır kıkır gülüyor ama. Peki, neden? Çünkü yaşa göre insanın mizah anlayışı değişiyormuş!
İlkokul şakaları da bize göre değil bu yüzden. Yoksa “Çizgili ve kırmızı olan nedir? Pantolon askısı giyen bir çilek!” gerçekten komik buluyor musun? Aynı şakayı da 20 kere duymaktan hoşlanmayız. Oysa çocuklar her gün aynı espri yapmaktan yorulmazlar. Çocuklar mizah konusunda kafa yormazlar ve başkalarının düşündükleri, şakayı komik bulup bulmadıklarına da önem vermezler. Çünkü mizah anlayışı her yaşa göre çok değişkendir. Biz anne baba olarak çocuklarımızın yaşı gereği içinde bulundukları mizah evresini biliyorsak gündelik hayatımız da kolaylaşabilir, değil mi? Neticede çok daha “verimli” şakalaşabiliriz. Ya da duyduğumuz şakaların karşısında “çocuğuma ne oldu, bunu biliyordu hani” kafa yormamızın gerek olmadığını anlarız en azından. Çünkü beş yaşındaki oğlum çoktan altına kaçırmadığı gibi kedinin havlamadığını da biliyor.   

Ancak okul öncesi yaşlarında çocuklar dille oynamaya bayılıyor. Bilerek yanlış demek onlara göre çok komik. Leon bana kaç kere “ama Mama, bu şakaydı, tabi ki bunu biliyorum” dediğini hatırlamıyorum. En sonunda anlamıştım: çok iyi bildiği bir şeyi yanlış diyorsa, bilerek yapıyor. Bunu neden yaptığı aklımın ucundan geçmemişti. Meğer komik buluyormuş! Kedinin havlaması, balığın uçması… Leon kaç defa anında dikkatimi üstüne toplayabilmişti! “Çişimi kaçırdım – şaka”, “Kaka yaptım – şaka”, “İçeceğimi koltuğa döktüm – şaka”… Hala bunu dönem dönem yapıyor. Çünkü aniden akıllarına geliyormuş.

Uzmanlara göre bir insanın en çok güldüğü yaş 3 yaşmış. Çünkü o yaşta gerçek ile hayal gücü arasındaki farkı anlamaya başlıyorlar. Tam o yaşta işte masal tarzı hikayeleri de sevmeyi başlıyorlar ve bizi dinlememek aslında çok da eğlenceli olduğunu da düşünüyorlar. Ardından da Leon gibi bilerek yanlış demek komik hale geliyor. Yaklaşık yedi yaşından itibaren bir kelimenin farklı kullanım alanlarını biliyorlar ve şakaların tarzı değişiyormuş. O zaman “Neden cetvelle yatılır? Başka nasıl ne kadar uyuduğunu ölçeceksin ki!” tarz esprilerin arkası kesilmez. Uzmanlara göre okulda öğretmenin sorularını doğru cevapları bilmenin önemini kavramaya başlamakla birlikte gelen stresi bu tarz şakalarla başa çıkıyorlar. Yani, başta bilmece şakaları ve şakadan sorular revaçta oluyor. İroni ve sarkazm gelişmeye başlıyormuş. Şakalar artık bilerek kullanıyorlar. Sırf arkadaşları eğlendirmek için şakalar ezberleme dönemi başlıyor. Yaklaşık sekiz dokuz yaşındayken mizah tipleri de belli oluyor. Bazı çocuklar sınıfın soytarısı olurken başkaları pek şaka yapmaz ve sadece başkaların anlattıkları şakalara gülerler.  On, on bir yaşından itibaren ise biz yetişkinler gibi mizah anlayışı olmaya başlıyor. 


Mizah ve gülmek aslında çok güzel bir şey. Maalesef biz yetişkinlerde biraz kayboluyor. Eskisi kadar espri yapmıyoruz, eskisi kadar gülmüyoruz, değil mi? Haydi, çocuklarımızla birlikte gülelim ve espri yapalım gene! Hayatta ciddiyetten daha önemli şeyler var. Mizah bizi olumsuz olaylar ve hislerle başa çıkmayı öğretiyor. Ayrıca, espri yapmak çocuklara istediklerimizi yaptırmanın hala en kolay yolu. Sabah bir türlü hazır olmayan çocuğu “roket kalkışa hazır, astronotların giyinmesi için son iki dakikası başlıyor” eminim harekete geçirir. “Şimdi benimle yukarıya gelmeyene hikaye okumaaaaam” ben daha derken koşmaya başlıyorlar Leon ve Luka. “Şaka, şaka” diyorum. “Ama şimdi tren kalkıyor, cuf cuuuuuf” diyorum ve hep birlikte kıkırdaya kıkırdaya yukarıya banyoya ardından yatmaya çıkıyoruz…   

------------------------------
Hayatımda çok zevk aldığım şeylerin arasında bu blogum, Alternatif Anne ve Martı Dergisindeki yazılarım geliyor. Bunun dışında beğendiğim veya paylaşmaya değer gördüğüm her şeyi başta Facebook hesabımdan takip edebilirsin.
Facebook: Xlargeaile veya ben
Google+ sayfamız: 
Xlargeaile
Twitter: @xlargeaile
Instagram: @xlargeaile
Pinterest: xlargeaile