6.08.2013

Yürüyüş, kurbağa ve kaplumbağa

Hafta sonu bir farklılık yapalım ve dışarıda kahvaltı edelim dedik. Cumartesi günü hem Almanya’dan misafirlerimiz hem de Şile’de bulunan arkadaşlarımızla birlikte yani beş yetişkin ile beş çocuk hep beraber balık beslemeye gittiğimiz yerde kahvaltı ettik. Hazır oraya gelmişken yürüyüş yapmadan da dönemezdik, değil mi? Balık, ördek ve kazların dışında yeni hayvanları görmeden ayrılmak bizim için nedense zaten mümkün değil…

Yol kenarında bir kaplumbağa bulduklarında heyecan büyüktü. Sanki daha önce hiç kaplumbağa görmemişler… Yine de o kaplumbağa farklıydı. Çünkü korkmuyordu. Onu elimize alınca saklanmadı. Tam tersi tıslıyordu, yani bize
kızıyordu. Çocuklar onu uzunca incelediler!


Bu sefer bir de yeni bir hayvan keşfettik. Birkaç gün önceki yağmurdan kalan bir avuç dolusu su birikintisinde kurbağalar bulduk! Luka onlara öyle bir bayıldı ki artık her minik su birikintisinde kurbağa aramaya başladı. Eline çomak aldı, suyu karıştırdı ve kurbağa bulamayınca üzüldü. Kurbağa bulup o hop, hop diye gidince sevinip “kurbağa gitme!” diye arkasından seslendi… Ah, benim canlılardan ayrılmak istemeyen oğlum.