17.01.2014

Çocuklara evin kurallarını nasıl kabul ettirilir?

Martı Dergisi'nin Ocak 2014 sayısı için hazırladığım yazımı hem aşağıda hem de diğer yazılarla birlikte buradan okuyabilirsin. 

Bu ay ki yazımı tek başıma hazırlamadım. Konu belli olunca Nisan'da beş yaşında olacak oğlumdan yardım istedim. Onun çok hoşuna gittiğini söylememe gerek yok herhalde. Yemek masasında karşılıklı oturduk ve evimizdeki kuralları düşündük.
Leon tabi ki hemen evin dışına kaydırdı aklını. Anaokulunda ki kuralları saymaya başlarken, evimizde hiç kural yokmuş gibi geldi bana. Saç çekmek yok, yemekte konuşmak yok, yemekte birbiriyle oynamak yok, kendimizi temiz tutmalıyız diye sayıyor. Sonra dışarıda uyguladıklarımıza geçti oğlum. “Dışarıda sokağa fırlamamalıyız, elinizi bırakmamalıyız” diyor benim hep tek başına yani elimi tutmadan sokağın karşısına geçmek isteyen oğlum ve devam ediyor “Biri konuşurken konuşmayalım, o önce konuşmasını bitirsin” diye aklına geliyor. Ah, keşke biri bu kurala uysa evimizde! Söylüyorum ama beni bu konuda dinleyen yok galiba. Hep, iki kişi aynı anda konuşmaya başlayınca üzülerek ikisini şimdi duyamayacağımı belirtiyorum. Demek ki biraz da olsa söylediklerimi benimsemiş, sadece uygulamda bir aksaklık yaşıyoruz, olsun. Evimizde çok mu kuralın olduğunu sorduğumda Leon düşünüyor ve "yooook" diye gülümsüyor. Zaten henüz de bulamadık evimizin kurallarını.

Leon aslında haklı. Evimizde çok fazla kural yok. Çocukların güvenliği ve gelişimi için olanlar ve birlikte yaşamanın temel konularıyla ilgili olan kurallar var sadece. Bunun dışında oğullarımızı oldukça serbest bırakıyoruz. Kendileri denesinler istiyoruz.

Peki evimizdeki kurallar ne? 


1) Anaokuluna gitmek

Eşime ve bana göre okul ve sonra iş yerindeki sorumluluk kavramı anaokulundan başlar. “Sadece” anaokulu olsa da onu şimdiden ciddiye almalarını istiyoruz ve bizim çok ciddiye aldığımızı da Leon ve Luka’ya gösteriyoruz. Çünkü anaokuluda çok önemli. Ama daha da önemlisi sorumluluk. Bugün keyfi istemediği ya da bizim birini ziyaret etmek istediğimiz için anaokuluna bir iki gün gitmeseler olur desek, ileride aynı nedenlerden okula gitmek istemediklerinde bunun yanlış olduğunu nasıl izah edeceğiz onlara? Bizde ancak iki nedenden anaokuluna gidilmez. Birincisi, arabamız tamirde olduğunda, çünkü bizde anaokuluna vesayet yok. İkincisi, cidden hasta oldukları durumlarda evde kalabilirler. Bunun dışında anaokuluna gitmek zorundalar. Bence severek gitmelerinin nedeni de burada saklı. 

2) Makas ve bıçak
Oğullarım 2,5 yaşından beri mutfakta sebze ve meyve kesiyorlar. Üç yaşından beri makas da kullanıyorlar. Dolayısıyla bugün ikisini çok ama çok iyi kullanabiliyorlar. Ancak kesin bir kuralımız var; makas ve bıçak birer oyuncak değil ve elinde varken koşulmaz.

3) Kaba güç kullanımı
İnsana ya da hayvana vurulmaz, itilmez, ısırılmaz. Her evde olan ve anaokulunda da var olan bir kural bu. Öyle durumda oğullarıma biraz önce yaptıkları şeyin aynısı kendi başına gelince nasıl hissettiğini  hatırlayıp hatırlamadığını soruyorum. Hatırlamaz oluyorlar mı? Kendi hatıralarını bir daha yaşattarak kendileri durumu çözüyorlar zaten. Diğer kişinin şimdi nasıl hissettiğini kendileri buluyorlar ve çoğu zaman bir an önce gidip özür dilemek istiyorlar. Öyle olunca da bu tarz olayları giderek az yaşıyoruz.

4) Çocuk koltuğu ve kemer
Bu konuda kesin kuralcıyım. Çocuk koltuğu olmadan arabaya oturamazlar. Çocuk koltuklarının kemerlerini bağlamadan arabayı hareket ettirmeyiz. Leon bir iki defa yolda kemerini çözdü, biz de anında sağa çekip durduk. Hep gerekçeleri anlattık. Onları artık o kadar iyi biliyor ki, tekrarlayarak herkese anlatabiliyor. Luka ise bu kuralı öyle benimsemiş durumdaki kemerini bağlatmadan arabayı bir metre hareket ettirmiyor.

5) TV ve tabletPC
Televizyon izlemek ve tabletPC’de oyun oynamak evimizde kesin kuralları olan bir eğlence. Çünkü aksi halde bunların sonu gelmez. İzledikçe ya da oynadıkça (gelişimi olumsuz etkilediklerini bir kenara bırakırsak) inanılmaz agresif oluyorlar. Her çocuk gibi çok sevdikleri bir eğlence olduğu için konulan kuralı takip edebilecekleri bir kural olmalı. Biz buna şöyle bir çözüm bulduk. Hafta içi, yani anaokulu olan günlerde televizyon yok. Haftasonunda bir gün yarım saat televizyon izleyebilirler, diğer günde ailece çocuk filmi izliyoruz. İzledikleri programları yaşlarına uygun şekilde dikkatlice seçiyorum. Bu dizilerden kitap, boya kitapları ve dinleme hikayelerimiz de var. 

TabletPC de yaşa uygun olarak seçtiğim çoğunlukla Lego oyunlarına her gün izin veriyoruz. Zamanı bu şekilde hesaplıyoruz. Çocuğun yaşını 10’a bölüyoruz ve bu günde ekran başında -ki buna televizyon da dahil- geçirebilecek zaman saat bazında oluyor. Sonucu 60 ile çarpınca dakikaları hesaplamış oluruz. Örneğin Leon 4,5 yaşında ve günde 27 dakika (4,5 / 10 x 60 = 27), 3,5 yaşındaki Luka 21 dakika (3,5 / 10 x 60 = 21) bilgisayarda haftaiçi oyun oynayabilir çünkü televizyon izlemiyor. Başlamadan önce saat kuruyoruz ve 10 dakika kala kalan vakti hatırlatıyoruz. Öyle yaptığımızdan beri bu iki konu sorun olmaktan çıktı.   

6) Sofra
Leon ve Luka bebekken başladık hep birlikte, yani ailece sofrada oturmayı. Asla tek başına yemek yemelerini istemem. O nedenle evde olan kişiler hep birlikte yemek yer. Güzel de oluyor çünkü o anda birbirimize bir şeyler anlatabiliyoruz, ailece vermek istediğimiz kararları verebiliyoruz sofrada. Hep birlikte sofraya oturduğumuz için kurallar herkes için geçerlidir. Herkes yemeğini bitirmeden kalkıp gitmek olmaz. Oyuncak kenarda beklemeli, bizim için bu cep telefonlarımız için geçerlidir. 

7) 2x dişleri fırçalanır
Evimizde günde iki kere dişleri fırçalanır. İlk zamanlarda bunu güzel bir hikaye eşliğinde yaptım, sonra hikayeye gerek kalmadı. 

8) 19:00 yatağa
Bebekken başladığımız bir uygulama çocukları her gün aynı saatte yatağa götürmek oldu. Bizim evimizde o saat 19:00. Sabah 6:30 civarı da kalkıyorlar. Akşam 19:00 işte yatak için hazırlanıyoruz, yatırıyoruz ve ardından hikaye okuyoruz. Leon ve Luka uyuyana kadar 19:30-20:00 arası olmuş oluyor. Doğar doğmaz buna başladığımız için başka bir yatma saati bilmiyorlar. Belli bir zamandan sonra öyle alışmış oldular ki, nerede olursak olalım akşam 19:00 oldu mu uykuları geliyor. Luka’nın o saatte tek başına yatağa gittiği bile oldu. 

9) Daima doğru söylenir
Ailemizde iki temel kural var. İlki, bizde mazaret ve bahane yok. Kolay olsun diye çocuklara yanlış veya eksik söylemeyiz de. Bizden daima ve daima doğru cevap alacaklarının bilincinde olmaları bizim için çok önemli. Biz öyle yapınca onlar da bize karşı aynı şekilde davranacaklarını umut ediyoruz. 

10) Verilen söz tutulur
Daima doğru söylemek kadar önemli diğer temel kuralımız verilen sözün tutulmasıdır. Tabi ki unutabiliriz. Unutmak insanın doğasında var. Bu durumda hatırlatılır, afedilir, unutan kişi de söz verdiği şeyi hemen yerini getirir. Bu kuralı bizden gördükleri için kendileri de şimdi öyle yapıyorlar. 

Bence evimizin kuralları az. Az ama öz. Tabi ki daha fazla kural koyabilirdik, ancak sürekli çiğnenen kural hiç kuralın olmamasından bile kötü.

Evimizdeki o 10 kural çok kolay şekilde herkes tarafından uygulanıyor. Çünkü kuralları çok istikrarlı bir şekilde uyguluyoruz. İlk başta bu aklıma biraz otoriter gibi geldiyse de, çocukların gelişimi için ne kadar önemli olduğunu hızlıca fark ettik. Her şeyden önce, ancak aralıksız uygulayan bir kural ciddiye alınır. Daha da önemli, istikrarlı uygulatan kurallar çocukların güven duygusunu geliştiriyor. Çünkü bir şeyin daima aynı şekilde olduğunu ve olacağını biliyorlar. Bu da ilgili konularda emin adımlarla ilerlemelerine neden oluyor. 

Bir de tersini düşünelim; koyduğumuz kuralları sürekli çiğnersek çocukların bize güvenmesini zedeleriz, eminsiz durumlarda bırakırız ki bu çocukların agresif davranmasına sebep oluyor. 

Yani, bir kuralı çocuklara kabul ettirmek için bu kuralı istikrarlı bir şekilde uygulatmak şart. Ancak o zaman kural kural olmaktan çıkıp gündelik hayatın bir parçası olmaya başlar. Bu aslında çok zor değil, sadece küçük adımlarla başlamak lazım ve tabi ki kesinlikle uygulayabilecek kurallarla. O yüzden; az ama öz kural olsun!

(Martı Dergisi - Ocak 2014)


Martı Dergisindeki diğer yazılarımı buradan okuyabilirsin.


------------------------------
Hayatımda en çok zevk aldığım şeylerin arasında bu blogum ve Alternatif Anne, Martı Dergisi ve Hassas Anne’deki yazılarım geliyor. Bunun dışında beğendiğim veya paylaşmaya değer gördüğüm herşeyi başta Facebook ve Twitter hesaplarımdan takip edebilirsin.
Google+ sayfamız: Xlargeaile
Facebook: Xlargeaile veya ben
Twitter: @xlargeaile
Instagram: @xlargeaile
Pinterest: xlargeaile

Copyright 2014 – Yazılarımın linkini paylaşabilirsiniz. Bunun için aşağıda butonlar da var :) Paylaşıma özet de ekleyebilirsiniz. Ticari olmadığı sürece kendi blogunuzda yazımın kısa bir özetini de yayınlayabilirsiniz, yazımın linkini de eklemek şartıyla. Sevmediğim tek bir şey var, o da başka birinin yazısını/yazımı altına kaynak göstererek ama olduğu gibi  yayınlamak. Bunu doğru bulmuyorum, başka birinin emeğine saygı duyan bir insan olduğum için aynı saygı başkalarından da beklerim. Resimlerimiz, çoğunlukla özel olduğu için ilgili yazısı olmadan kullanmak bizden yazılı izni gerektirir.