17.02.2014

Olumsuz cevapları olumluya dönüştürmenin yolları

Luka birkaç haftadır tek başına giyinmek istemiyor. Bazen ben giydiriyorum bazen yanında oturunca tek başına giyiniyor. Durum böyle olunca Leon tabi ki aynını istiyor. Dün evimizde olan diyalogtan sonra çocukları bazen nasıl manipüle ettiğimizi düşündüm. Ya da pozitif bir ifadeyle, olumsuz davranışları nasıl olumlu davranışlara dönüştürdüğümüzü…

Leon: Anne, babayla ne konuşuyordunuz?
Ben: Tek başına giyiniyordunuz önce. Birkaç haftadır biz giydiriyoruz. Ama sizi artık giydirmek istemiyoruz. Onu konuştuk.
Leon: Bizi giydirmeseniz bütün gün kirli giysilerle dolaşırım. Tüm hafta dolaşırım.
Ben: Oh, yaşadım! Çamaşır yıkamaktan kurtuldum ben!
Leon: Hep aynı kıyafetle dolaşırım.
Ben: Bana uyar. Yaşadım! Bir de kirli kiyafet giyen çocukla bir yere gitmediğimiz için tek başına alışverişe gidebiliriz. Süper oldu ya!
Leon: ??? Olmaz! Her sabah her akşam yeni bir şey giyeceğim!
Ben: Tek başına giyeceksen, ben karışmam.
Leon: Evet, tek başıma yapacağım!
Ben: Luka’yı da planına dahil etmeyi unutma.
Leon: Lukaaaaaaa! Bak, ….
Luka: Tamam!
Leon: ama kendin giyineceksin tamam mı?
Luka: Tamam!

İki çocukla bir konuyu iyi öğrendim; sorular belli şekilde sorulmamalı. Çünkü bir sorunun cümle yapısı bile alacağım cevabı %100 değiştirebilir. Nasıl mı? Birçok örnek verebilirim…
Leon ve Luka genelde diğerinin tersini ister. Bu denenmiştir.
Ben: Luka, kırmızı mı yoksa yeşil mi boyayalım bu arabayı?
Luka: Kırmızı!
Ben: Peki Leon sence hangi renk olsun?
Leon: Yeşil!
Luka: Evet, yeşil!
Leon: Hayır, kırmızı!
Bunun gibi örnekler günde onlarca defa yaşıyoruz. Standarda bağlanmış durumda. Önemli konular olunca ya da hızlı cevap almak isteidğimde Leon ve Luka’ya birbirinden ayrı yerlerde diğerinin duymadığı zamanda soruyorum. Burada bile bazen biri “Kardeşim neye karar verdi?” diye önceden soruyor. Uyanık! Ama anne yemez bunu! Amaç onunkinin zıttını istemek, yani farklı olmak mı? Yoksa onun tersini istemekle onu kızdırmak mı? Bu konuda henüz kararımı veremedim.

Ama temkinliyiz. Televizyon programı seçildiğinde ya bir hafta Leon, bir hafta Luka seçer, ya da iki kısa bölüm olur ve her biri bir tanesini seçer. İkisinin hem fikir olmaları neredeyse mümkün değil çünkü. Hele bizim bir teklifte bulunmamız olanaksız zaten. O zaman tıpkı bunun gibi bir anne veya babayı deliye döndüren bir diyalog yaşanır:

Ben: Thomas ve arkadaşlarını seyredelim mi? 
Luka: Eveeet! (genelde ilk başta herşeye evet der)
Leon: Hayıııır! (en çok sevdiği programı olsa bile)
Ben: Peki… Hmmm, Küçük kırmızı traktör olsun mu?
Leon: Eveeet!
Luka: Hayııır!
Ben: Hmmm…Caillou?

Luka: Eveet!
Leon: Hayııır!
Ben: Eh, ama… Ne istiyorsun peki, Leon?
Leon: Thomas!
Ben: Hı? Sen de bunu istiyordun, değil mi Luka?
Luka: Hayır! Ben Kırmızı Traktör istiyorum!
Ben: ???

Geçen gün Leon benden akşamları bir daha orman kitabını okumamı istedi. Luka’ya “Leon benden bir daha orman kitabı okumamı istedi, sen de ister misin?” sorusu dilimin ucundaydı ki Luka bu soruya %99 hayır diyeceğini aklıma geldi. “Luka, akşamları orman kitabını bir daha okuyalım, ne dersin?” diye sorduğumda “eveeeeet” cevabı tüm evde duyuldu…


Temel olarak teklifte bulunmak veya iki seçenek arasında seçmelerini istemek en kolay yolu olur. Yani “Hadi gel, boya yapalım!” desem %90 cevap “eveeet!” olur.  “Boya yapalım mı?” sorsam bu %70’e düşer. “Boya yapmak ister misin?” diye sorsam “hayııır” diyecekleri ihtimal o kadar yüksek ki, gene yanlış şekilde sorduğuma anında pişman olurum… Yani her şey soru sorma şekilimizde saklı!