30.09.2013

Hadi piyano çalalım!

Evimizde her gün müzik açık, bebeklikten itibaren hatta hamileyken bile çocuklarla hep dans ettim. Ancak ne eşim ne de ben bir enstrüman çalıyoruz. Okulda öğrenmiştik gerçi ancak artık nota okumayı bile unuttuk. Dolayısıyla şarkı söylemeye de sesimiz yok. Anlayacağın, müzikle olan becerimiz müzik dinlemenin önüne geçmez. Leon ve Luka'ya bundan fazlasını öğretmeyi başaramayacağız demek. Müzik konusunda örnek bile olmayacağız.

Leon ve Luka müzik konusunda çok zıtlar. Leon benimle dans etmeyi seviyor, benim ona şarkı söylememden de hoşlanıyor. Kendisi pek söylemiyor ama. Evde olan çocuk müzik enstrümanlarına da hiç bir zaman fazla ilgi göstermedi.

Luka'da durum bambaşka. Henüz minik bir bebekken ona ilk defa ninni söylediğimde bundan hoşlanmadığını elleriyle çok net anlatmıştı. O gün bugün tüm denemelerime itiraz etti. Demek ki çocuğun kulağı var! Nota tutturamayan sesimle şarkı güzel çıkmazmış! Hadi ya? Enstrümanlarla denemeler de yapıyor. Bu yüzden o yaşta çocuklarla müzik yapabilen bir öğretmenin arayışına girdik.

Yine İstanbul'a kadar gitmeyi göze almışken, bizim buralardaki "Müzik Evi"ni

duyduk. Duymakla başlamak neredeyse bir oldu. Çünkü oradaki genç öğretmen neredeyse sadece küçük çocuklara ders veriyor. Belediye tarafından finans edildiği için inanılmaz düşük bir aidat karşılığında istediği kadar ders alınabiliyor.

Küçük çocuklar ancak kısa bir süre için konsantre olup ders çalışabildikleri için "derslerimiz" 10-15 dakika kadar kısa sürüyor. Yani bu zaman zarfının yarısında hem öğretmen onlara bir şeyler gösteriyor hem de istedikleri gibi pianoda oyun oynuyorlar. Luka'nın isteği üzerine her gün anaokulundan sonra piano dersine gidiyoruz artık. Leon ve Luka, kim ne kadar ders yapmak istiyorsa, ders işte o kadar kısa veya uzun sürüyor. Önce  biri, sonra diğeri. Sırayla...