9.12.2013

Çocuklarla evde bir hafta – Gün 1

Henüz üç ay oldu ama Leon ve Luka’nın yani ikisinin anaokuluna gitmesinin bizi ne kadar şımarttığını yeni fark ettim. Bu hafta arabamız serviste. Haftanın çoğu için kar yağışı beklendiği için arabamız olsaydı da bir yere gidemeyiz. Tüm bunlar Pazar günü şekillenirken içimizdeki dehşet büyüyordu. Köyümüzde bakkal dahi olmadığı için alışveriş yapmak imkansız olduğu gibi anaokuluna, öğleden sonra aktivitelerine gitmek de mümkün değil. Bir hafta boyunca çocuklarla evde ne yapacağız?

Böyle düşünmemiz beni dehşete düşürdü çünkü daha geçen kış Luka evdeydi. Bundan da bir yıl önceki kış ikisiyle oyun oynardık tüm gün. Nasıl da hepsini unuttuk… Bir plan yaptık. Anaokulundan alışık oldukları düzene devam edelim dedik. Kendimi feda ederek beni 6:30’tan itibaren uyandırabileceklerini söyledim. Rutin işlerin ardından şöyle devam ederiz dedik; kahvaltı ardından faaliyet programı, sonra yemek, yemekten sonra 20 dakika müzik/tabletPC ve bolca hareketli aktiviteler. Yani sabahları benim, öğleden sonraları babamızın. Nasıl gittiğini gün gün anlatacağım…

Gün 1

Kahvaltı evimizde genelde çok uzun sürüyor ve nasıl hızlandırırız diye kafa yorarız. Bugün herşey ters! Kahvaltıyı uzatmanın yollarını aradım ve bu sabah “kahvaltı faaliyetleri”nin yapılacağını ilan ettim. Kahvaltımız bu şekilde tam 1,5 saat sürdü! Leon mandalinadan kabak ve zeytinden penguen yaptı, zeytin ve kürdanla bisiklet denemeleri de yaptı. Bir de mandalina arabası. Luka ise abisinin çabalarını izleyerek yavaş kahvaltının keyfini çıkarttı.

Anaokulundaki programı izleyeceğimizi söylemiştim çocuklara. 1-5 arası rakamları öğreniyoruz kitabımızda bir takım çalışmalar yaptık. O zaman ilginç bir şey oldu. Leon’dan huysuz olmasını beklerken meleğin ta kendisiydi. Anaokulunda öyle olsa gerek. Luka ise itirazcı başıydı. Her şeye hayır, her şeye istemem. Luka’nın yorumu yıkıcıydı. “Öğretmenim daha iyi, ona yardım ederim, sana etmem.” Peki oğluşum…

Leon’un çok hoşuna gitti anaokulu oynamamız. Tüm sabah bana öğretmenim olarak hitap etti. Keşke her gün öyle uyumlu olsa ve söz dinlese! Yol bulmacaları ve iki resimdeki farkları bul bulmacaları yaptık. Sonra Leon ve Luka oyun hamurlarıyla oynarken hızlıca yemek yaptım. Yemek hazır olana kadar iki kutu oyunu oynadık. Öğle yemeği –ki anaokulunda yedikleri için uzun zamandır yapmamıştım- ardından babalarıyla orman yürüyüşüne çıktılar. Bana da 1,5 saat aşağı yukarı sessiz bir ev kaldı.

Yorgun savaşçılarım eve döndüklerinde direkt oyuncaklarına daldılar. Luka tabletPC bile oynamak istemedi, ama abisi 20 dakikasını oynarken klavye çalışmak istedi. Vakit uçtu gitti. Akşam yemeğinden sonra babalarıyla oynadıkları “savaş kılıcı”na sıra geldi. Bana bunun ne olduğunu sorma, bilmiyorum. Yukarıya çıktıklarında oyun odasından öyle sesler geliyor ki ilk başta tüm köpekler havlamaya başlıyor. Bangır bangır bağırıyorlar, toplar yere duvara vuruluyor. Bazen kapı kırılacak zannediyorum. Duyduklarım da “beni aşağıya at babaaaaaa”, “kafamı çarpayıııııım”, “beni fırlaaaaat” tarzında olduğu için bu oyunu tam olarak bilmesem de olur… Acayip eğlendikleri kesin!

Eh, ardından da banyo yaptık ve haydi yatağa! Puh, birinci günümüzü arkamızda bıraktık. Leon ve Luka’yı yorabildik. Aferin bize! Ama biz de geçen 12 saatte yorulduk… Yarın baştan başlıyoruz!