20.12.2013

Yetersiz hareket, öğrenme kabiliyetini azaltır

Alman basında bu başlığı okuduğumda resmen ürperdim; ebeveynler çocuklarından artık daha hızlı koşabiliyormuş. Doğru söylemek gerekirse hiç şaşırmadım çünkü çocuklarımız her yerde oturmaya mahkum ediliyor. Meğersem onların hareket etme ihtiyaçları var! Hele Leon’a baktığımda yarım gün bol hareketle bile geçse onun enerjisinin tükenmez olduğunu görüyorum. 
 
Çocukların ihtiyaçlarına Türkiye’de başka yerde görmediğim kadar saygı duyulsa da gidermeleri için imkan yaratmak konusunda maalesef çok yetersiz kalınıyor. Anaokullarında oyun saatleri, hareket/spor saatleri olmalıydı ama neredeyse yok. Açık alanları da genelde bulunmuyor. Bulunuyorsa da kullanmak için hava şartları nasıl oluyorsa bir türlü uygun olmuyor. Okul döneminde ise akşam 17:00-18:00 kadar okulda olup evde ödevini yapan çocuk hafta içi, oyun oynamasına bir yana bıraksak, ne zaman spor yapmak için vakit bulsun ki! Spor olanaklarından çok yine de oturarak yapılan aktivitelere odaklanılıyor. Yeni bilgisayar oyunları, yeni oyunlar, yeni televizyon programlar, yeni müzik şarkıları… Okula yürüyerek, bisikletle veya en azından durağa kadar yürüyerek gidilmiyor artık. Bunun yerine çocuklar kapının önünde alınıp bırakılıyor. Sonuç olarak; 1975 yılında bir çocuk günde ortalama 4-5 saat hareket ederken, bu bugün 1 saati zor buluyor.

Tükenmez enerji

Biz zamanında seçimimizi bilerek yapmıştık. Bazı şeylerden fedarkarlık ediyor olabiliriz, ama Leon ve Luka için yeteri kadar hareket alanı sağlamak konusunda zorluk çekmiyoruz. Ama dev bir bahçe, yakınlarımızda birkaç oyun parkı, doğada uzun yürüyüşler ve bisiklete binmek yine de Leon ve Luka için yetersiz kalıyor! Bir apartman dairesinde oturan çocuk ne yapsın peki? Evinde edebildiği hareketler ona yetmezken anaokulundan başlayarak tüm okul hayatı boyunca oturup sakin kalmak zorunda sanki. Büyük şehirlerdeki oyun parkı sayısı da yetersiz. Çocuklar koşsun diye AVM’lere akın ediliyor. 

Çocukların hareket etmeleri gerektiği aslında herkes tarafından bilinmesine rağmen durum neden bu kadar vahim? Bir çocuğun hareket edip etmemesi tabi ki birçok faktöre bağlıdır. Dış faktörlerinin yanı sıra ebeveynler veya sosyal çevre başta gelir. İstatistiklere göre spor yapan bir annenin çocuğunun sportif olması olasılığı iki katı daha fazladır. Spor yapan bir babanın çocuğunda bu olasılık üç katına çıkıyor bile. Hem anne hem de baba spor yapıyorsa, çocuklarının da spor yapmasının şansı yapmayan ebeveylerinin çocuğuna göre 6 katı daha yüksek. Yani, çocuklarımızın spor yapmasını istiyorsak, iş bize düşüyor!

Haftada 4 saat spor şart!

Uzmanlarına göre ayrıca okullarda haftada dört saat spor yapılmasının ancak yeterli olduğunu söylüyor. Ancak benim burada tanıklık ettiğim tarz spor dersi değil tabi ki. Leon ve Luka’yı anaokuluna bıraktığımda lisenin avklusundan geçiyoruz ve hemen hemen her gün bir spor dersine denk geliyorum. Orada gördüğüm şey hep aynı; eşofman giydirip bir köşede oturup arada bir top sektirmek tarzı vakit öldürüyor öğrenciler. Uzmanlar ise okulda spor deyince, ciddi anlamda bir basketbol, handbol, voleybol, atletizm ve jimnastik gibi bir spor dalını az ya da çok öğrenip maç yapmaktan bahsediyorlar.

Bize haftada kaç saat yeterli olur bilemiyorum. Çünkü Leon ve Luka şuanda bu kadar hareket edebilmelerine rağmen haftada bir saat yüzmeye gidiyorlar. Bu da yetmezken onların ciddi anlamda koşmaları gerektiğini düşündük. Çünkü ne zaman müsait bir alana girersek tur atmaya başlıyorlar. Eskiden Leon yapardı bunu ama birkaç haftadır Luka da abisine katıldığına göre durumda bir anormallik yok herhalde. Yani, imkan yaratmak lazım! Araştırdık ettik, yakınlarımızda okul öncesi dönem için herhangi bir spor dalı için ders yok. Eh, kendimiz yaratalım bu halde dedik ve araştırmaya devam ettik. Luka ve Leon şimdi haftada bir kere bir spor salonu işleten, branşı futbol olan genç bir spor öğretmeniyle futbol çalışıyorlar. Yani top sektirmeyi öğreniyorlar, şut çekiyorlar ve bolca koşuyorlar. Öyle bir keyif alıyorlar ki anlatamam. Luka’nın ağzından futbol kelimesi düşmemeye başladı! Bunun için zaman harcamaya da üşenmiyoruz. Çünkü yeterli hareket etmemenin zararları olduğunu biliyorum.

Öğrenme kabiliyetine olan etki

Almanya Aalen Üniversitesi ve Kültür Bakanlığının iş birliğiyle 3000 öğrenci ile yapılan bir araştırma, yetersiz hareket etmenin denge sorununa neden olduğunu gösterdi. Denge sorunu da öğrenme kabiliyetini olumsuz etkiliyor. Durum vahim; araştırmaya katılan lise erkek öğrencilerinin %60’ında ve kız öğrencilerinin %70’inde denge sorunu olduğu ortaya çıktı. 

Denge sorununun nedenlerini ise araştırmacılar farklı nedenlere bağlıyor. Bu çağın çocukları daha az sokakta oynadığını ve dolayısıyla daha az hareket ettiklerinin altını çiziyorlar. Uzmanlara göre bu bebeklik yaşında bile başlıyor. Bebeği, hereket edebildiği yere bırakmaktansa hareket edemediği ana kucağında tutmayı tercih ediliyor. Bu ebeveynler için oldukça pratik bir çömzüm olabiliyorken bebeğin gelişimini ise engelliyor.

Uzmanların tavsiyeleri bu nedenle, çocuklarının doğal hareket ihtiyaçlarına göre fırsat ve imkam yaratıp izin vermeleri yönünde. Çocuklar başından beri farklı spor dallarıyla tanışmalı diyorlar. Okul öncesi döneminde uzmanlar top oyunları, dans, jimnastik ve yüzmeyi tavsiye ediyor. İlerideki yaşlarda ise tenis veya başka spor dalları da mümkün.  

Uzmanların dediklerini şu yönde destekleyebilirim. Yüzmeye gittikleri ve futbol oynadıkları günlerde Leon ve Luka’nın aklından televizyon bile geçmiyor. Eve geldiklerinde direkt yemeğe ve oyuncaklarına dalıyorlar. Ancak yarım gün anaokulunda geçirdikten sonra evde takıldıklarında belli bir süre sonra eğer onlarla bir oyun oynamazsak ya evin içinde koşup zıplamaya başlarlar ya da televizyon izlemek istedikleri için sorun yaşıyoruz. Hareket etmenin odaklanma sürelerini ve öğrenme kabiliyetini olumlu etkilediğini söylüyorlar. Bunu tabi ki bilemem, ama bir şeyden eminim; hareket etmemek eninde sonunda beraberinde fazla televizyon izlemek ve bilgisayar oynamayı getiriyor ve bu gelişimi olumsuz etkilediğini biliyoruz.  

------------------------------
Hayatımda en çok zevk aldığım şeylerin arasında bu blogum ve Alternatif Anne, Martı Dergisi ve Hassas Anne’deki yazılarım geliyor. Bunun dışında beğendiğim veya paylaşmaya değer gördüğüm herşeyi başta Facebook ve Twitter hesaplarımdan takip edebilirsin.
Google+ sayfamız: Xlargeaile
Facebook: Xlargeaile veya ben
Twitter: @xlargeaile
Instagram: @xlargeaile
Pinterest: xlargeaile