6.12.2013

Bu farklı bir aşk!

Martı Dergisi'nin Eylül 2013 sayısında çocukların evcil hayvanla ilişkisini yazdım:

Akşam televizyonun karşında kucakta veya ayak dibinde bir kedi veya köpeğin olması bence dünyanın en rahat anlarından biridir. Bu yüzden evimizin bol patili olmasından çok memnunum. Tabi ki oğullarım da onları çok seviyor. Tüm çocuklar gibi Leon ve Luka da kedi ve köpeklere bayılıyor. Hele yavru olunca onu sevmek, onunla oynamak, oynaşmak isterler. Tabi ki bazen çok fazla “iç içe” anlar yaşanıyor. Ancak bazı hijyen şartları yerine getirildiği takdirde bu “özel” anlar sorun olmak zorunda değil.  

Ancak bu hijyen ve sağlık şartları titizlikle yerine getirilmeli. Çünkü evcil hayvanların tüyleri, ağızları ve bağırsaklarında bir takım bakteri, virüs, parazit veya mantar bulunabiliyor. Bazıları hayvanlar için zararlı değilken bizde hastalığa neden olabiliyorlar. Örneğin, tavşan ve kobayların kendilerini rahatsız etmeyen bir mantar enfeksiyonun çocuklara geçmesi yaygın görülüyor. Köpekler yalayarak sevgi ve saygı gösterseler çocukların yüzleri ve elleri böyle özel bir sevgi gösterisinin ardından yıkanmalıdır.

Öpmek yok…

“Ama bu çok tatlı!” diyor arkadaşımın kızı. Annesi ve ben henüz sohbetimizden kafamızı yeni kaldırmışken 3 aylık Labrador Retriever yavrumuz Balu’nun burnuna kocaman bir öpücük kondu bile!
Arkadaşımın kızı gibi çocuk kedi veya köpek öperse, dört patili dostun bundan hoşlanmayabileceğini akılda tutmak lazım. Bizim Balu’da sorun olmayabilir, çünkü o bir Labrador. Ancak her köpek ırkı onun gibi çocuk sever ve sabırlı değil. Hele bir kedi duruma göre tırnak atıp ısırabilir bile. Böyle bir durumda –ki bu köpek ısırılmaları için de geçerlidir- yara hemen bir doktora gösterilmeli, çünkü kedi ve köpeklerin ağzından bulunan bazı bakteriler insanda ciddi enfeksiyonlara neden olabiliyor.
…yatağa almak da
“Yuki benimle yatsın!” diyor küçük oğlum Luka ve yüzünü Pug kızımız Yuki’nin tüylerine gömüyor. İçimi çekiyorum, ama yapılacak bir şey yok. Çocuklar hala küçük ve ani duygularını dinleyerek hareket ediyorlar. Evcil hayvanların öpülmemesi, yüzlerimizi tüylerine gömmememiz gerektiğini henüz anlatamıyoruz.
Biz veya çocuklarımız için başta gelen tehdit keneden bulaşabilen Borreliosis hastalığıdır. Ancak kenenin bize park, yayla veya ormandayken de bulaşabildiğini unutmamak gerek. Tüm bunlara karşın çözümler var. Kedi ve köpeklere, keneye karşı üç ayda bir kere enseye damlatılan bir ilacın uygulanmasıyla, bulaşan kenenin ölmesi sağlanıyor. Biz kedi ve köpeklerimizin dış parazit uygulamalarını düzenli yapıyoruz. Orman kenarında yaşamamıza ve her yıl sayısız kene görmemize rağmen bugüne dek bizi kene ısırmadı.
Bize iç parazitler de bulaşmadı. Bulaşma ihtimali zaten düşük olsa da tabi ki yüzü tüylerine gömmek veya popolarına dokunmak bu ihtimali biraz yükseltiyor. Ancak buna da önlem almak mümkün. Düzenli olarak hem kedi hem de köpeklerimizin iç parazit uygulamalarını yapıyoruz. Bu şekilde var olabilen iç parazitleri, bize bulaşmadan öldüğünden emin oluyoruz. Tabi ki hepsinin aşıları da yapılıyor.
Yani, aşı, iç ve dış parazit uygulamalarının düzenli yapıldığı, ellerin ve yüzlerin yıkandığı takdirde kedi veya köpekle biraz fazla iç içe olmanın zararlarını hemen hemen ortadan kaldırabiliyoruz. Geriye kalıyor bunun faydaları; alerjilerin daha az görülmesinin yanı sıra sevgi, sevgi ve sevgi…
5 yaşa kadar sürüngen yok
Kedi ve köpekten hijyen açısından çok daha Zarasız olduğu düşünülen sürüngenler aslında 5 yaşın altındaki çocuklar için hiç te uygun değil. Çünkü sağlıkları için ciddi bir risk oluşturuyorlar. Kaplumbağa olsun, iguana olsun, tüm sürüngenlerin %90’i salmonella bakterisi taşıyor. Yerde sürünerek veya yere çok yakın hareket ettikleri için sürekli dışkıyla temas halindeler ve salmonella bakterileri tüm vücuda yayılıyor. Salmonella bakterileri sağlıklı bir sürüngen için herhangi bir sorun oluşturmazken çocuklarımızda bu durum çok farklıdır. Onlarda görülen bir salmonella enfeksiyonu oldukça ciddi seyredilebilir. Hele bebeklerde ölümle bile sonuçlanabilir.