4.07.2013

İneklere merhaba demeliyim!

Dün Luka’nın hayvan severliğinden bahsetmiştim. İki gün önce köyümüzün etrafından geçerek upuzun bir yürüyüş yaptık. İşte o zaman Leon ve Luka arasındaki farklar bir daha gözlerimin önüne serilmişti…

Leon bahçeden geçen herkese laf atıyor. “Merhaba” diye sesleniyor hep. Yürüyüşte aynen de öyle yapıyor. Birine “günaydın!” diye seslendi, bahçesinde çalışan yaşlı teyzeye “günaydın! Kolay gelsin.” diye bağırdı. Hele kapının önünde oturan bir komşumuzla sohbet bile etti. Bana sorsan ben o komşuyu bile pek tanımıyorum… Şaşkınlıkla ve biraz hayranlıkla da Leon’u izliyordum. Çok güzel bir huy bence, ancak onu benden almadığı kesin. Luka ise Leon’un her insana laf atışında ağzını sol elinin başparmağıyla meşgul etmeyi tercih etti. Luka’nın komşulara laf atması mı? İmkansız… Cuk, cuk, cuk diye o parmak her seferinde ağza fırlıyor.

Luka’nın laf atma sırası başka anlarda! Köyden çıkıp yolun soluna gelip artık toprak yoldan devam ettiğimizde bir ahır belirlendi karşımızda. İşte o zaman Luka’nın sırasıydı! “O, baba bak! İnekler olmalı burada. Merhaba demeliyim.” Demez mi benim ufak oğlum? Ardından güçlü bir sesle “Merhaba inekler!!!” diye Luka’yı işittim. Biraz ileride gördüğümüz koyunlara uzunca baktı ve “Tschüss Schafe!” (bye bye koyunlar) diye selamlaştı. “Orada bir kaplumbağa gördüm” dediğimde benimle minik derenin yanına çömeldi ve kaplumbağanın su üstüne çıkmasını sabırla bekledi. Sonra aynı derede bir su yılanı gördük. Leon ve babası ileriden “Nerede kaldınız? Ne yapıyorsunuz?” diye seslenmeseydi, Luka’yla herhalde orada saatlerce oturup o hayvanları izleyebilirdik.

Yolumuzun sonuna doğru gelince yol boyunca gördüğümüz tek bir araba geldiğinde gülmemek artık mümkün değildi. Leon “Durun!” diye seslendi. Yavaşlayan arabanın içindeki kişilere “Merhaba! Teşekkürler” dedi benim konuşkan büyük oğlan. Luka ise aynı anda farklı biriyle konuşuyordu; arabayla! Luka “Araba dur” diye seslenmişti. Yavaşlayan arabaya yanımıza gelince ise “Araba git şimdi!” diye okeyini verdi. İkisinin ne kadar farklı olduğu çok belli… 

Yolun bayağı bir kısmını o bisikletleri taşımak/çekmek zorunda kaldığımızı da söylemeliyim. Uzak yoldan gitmiş olsak da hedef noktamız, yakınlarımızdaki ATV’ciye ulaştığımızda herkes çok mutluydu!