3.05.2013

9 canlı sanat I

Mırmırlarımız yazarların çevresinde, zihninde ve evlerinde gezinmeye devam ederken, ilham verdikleri eserlerin de ardı arkası kesilmiyor... Minik panterler, 20. yüzyıl edebiyatına da 9 can katıyor!

Hemingway’in ihtişamlı girişi ile başlayan 20. yüzyıl kedi literatürü, birçok yazara büyük başarı ve ün getiren eserlerle devam eder. Ve yüzyılın romantik ve devinimli ortamında, değişen fikirler “kedileri anlamak” için yeni bakış açıları kazandırır sanatçılara. Kediler, eserlerde artık daha “insan” gibidir. Karakterlerinin gücünü kabullenme ve buna duyulan saygı, eserlerin her birine yansımaktadır.

Bazen de elmalı turta kokulu bir evin şirin ayrıntısı olur kediler, hayatın akışını değiştirme yeteneğine sahip. Hayal gücü, artık kediler için çalışmaktadır…

Gururlu Avcı; Snowbell

Heminway’in “Yağmurdaki Kedi”si kadar, hatta biraz da sinemanın avantajları kullanarak daha da ünlü olmuş bir romandır Stuart Little. Yakın bir zamanda sinema filmine uyarlanarak, büyük küçük herkesin ilgisini çeken romanın baş karakteri bir fare de olsa, farelerin olduğu yerde, sinsi bir minik panter de vardır diyebiliriz. Ünlü Amerikan yazar Elwyn Brooks White’ın 1945 yılında kaleme aldığı ilk çocuk romanı olan Stuart Little, Snowbell’i de kapağı altında yaşatır. Hikayede Snowbell, evinde krallık kurmuş kar beyazı bir Angora kedisidir. Snowbell’de tüm diğer kediler gibi üşengeç, yeni misafirlere karşı asabi, kelimenin tam anlamıyla “cool” ve pes etmesi gereken yeri bilen bir kedidir. Zira, masum ve zeka küpü küçük Stuart ile bir süre uğraştıktan sonra, baş edemeyeceğini anlayarak, biraz da hoşnutsuz bir şekilde yenilgisini kabullenmiştir.

Bir Savaş, Küçük Bir Kız ve Bir Kedi

Yazarlar kitaplarını yazmaya devam ederken, yazı yazan sadece yazarlar değildir. Anna Frank isimli küçük bir Yahudi kız, Nazi istilası altındaki şehrinde psikiyatrist babası Otto H. Frank ve kız kardeşleri ile birlikte korku içinde yaşamakta, bir de günlük tutmaktadır. Bu günlük, bizlere 2. Dünya Savaşı’nın en korkunç yüzünü küçük bir çocuğun gözlerinden anlatırken, bir de Anna’nın çok sevdiği kedileri Moortje ve Mouschi’yi tanıma fırsatı verir.

Anna Frank, 1945 yılında 2 kız kardeşi ile birlikte saklandıkları yer olan, Otto Frank’in bürosunda tifoya yenik düşmüştür. Hayatta kalan babası tarafından kitap haline getirilen günlüğü ise Anna Frank; A Diary Of A Young Girl (Anna Frank; Genç Bir Kızın Günlüğü) ismini taşır. En ilginci ise Anna Frank’i dünyanın en tanınmış “savaş kurbanı” haline getiren günlüğün, sadece 2 yıllık bir periyodu anlatıyor olmasına rağmen, içinde Anna’nın güzel kedileri Moortje ve Mouschi’nin adının da geçiyor olmasıdır. Küçük kız, hasta ve savaşın içerisinde olmasına rağmen, geride bıraktığı kedisi Moortje’ye olan özlemini sayfalara dökmüş, Mouschi ise daha sonra genç bir çocuk tarafından Anna’ya getirilerek, son günlerinde onunla olabilmiştir. 

Zoolistan Dergisi, Mayıs 2006