7.05.2013

Stresle başa çıkabiliyor muyuz?


Bir hafta sonu daha hasta çocuklarla geçince stresle başa çıkmanın ipuçları konusunda usta olduk. Koltukta yatan Luka yanındaki suyun ona verilmesi için ciyaklarken Leon önümde dikilip komşudan darbuka sesinin duyulmasının nedenini bilmek istiyor. Ne Leon’u ne de Luka’yı tam olarak duyabiliyorum çünkü ikisi aynı anda konuşuyor, bağırıyor desem daha doğru olur galiba. Tam o anda telefonum da çalmaya başlıyor. Yukarıdaki çamaşırlar çoktan katlanmış olup yenilerinin asılması gerekirdi. Ekmeğimiz bitti hamuru yapmam gerekiyor ve köpekler dışarıya çıkmak istiyor. Bazen başka bir yerde olmak istiyorum…

Böyle durumlarda biz de bazen Leon ve Luka’ya bağırıyoruz. Tabi ki her anne baba gibi biz de ardından vicdan azabı çekip çocuklarımızdan özür diliyoruz. Bu hafta sonu bunun tam örneği desem yalan olmaz. Yapılması gereken işler, yapmak istediğimiz işler ve ruh halleri sürekli değişen iki hasta çocukla sinirlerimiz bazen oldukça gerilmiş durumdaydı. Kendimizi nasıl sakin tutmaya çalıştık dersin?

Çıldırmamak için gündüz bir sürü iş yapmadık. Örneğin, çamaşırlık dolu diye çamaşır makinesindekileri asamıyorsam ne olacak, ertesi gün bir daha yıkarım dedim. Eşim sağ olsun buna gerek kalmadı çünkü ben çocukları yatırırken o bu işi halletmiş!

Luka ve Leon hastayken aslında çok sakin ve kolay çocuklar. Telaş bizim tabi ki. İyileşmeye başlarken zor oluyor her şey. Çünkü bir gün olsun yapamadıkları her şeyi telafi etmek istiyorlar. Biri daha fazla ilgi görüyorsa diğeri de ilgi çekmek için elinden geleni yapıyor. Pazar günü bu yüzden eşimle ben kendimize hep şunu hatırlattık: Leon da hala hasta olduğunu unutmamamız gerekiyor. Üstelik de ilgi görmek istediği için sinir bozucu davranıyor.

Çünkü Leon dönüşümlü olarak eşimi ve beni çıldırtıyordu. İki gündür hasta haliyle fazla konuşmadığı için bunu telafi etmesi gerekirdi, değil mi? Pazar sabahı 5:30’tan beri durmadan konuştu. Ama sadece konuşmadı, ilgi çekmek için sürekli soru sordu. Verdiğimiz cevapları cevap olarak kabul etmeyip aynı soruyu sormaya devam etti. Üstelik her şeyi sorun ediyordu. İnsan nasıl sakin kalsın ki?

Akşam üstü artık daha fazla dayanabileceğimi düşünmüyordum. “Akşam ikinizi bizim yatağımızda uyutacağım” dedim. “Nedeeeen?” diye dikkat kesildi Leon. “Çünkü ikiniz hastasınız ve bence yeterince ilgilenemedim sizinle.” cevap verdikten sonra Leon o kadar mutlu oldu ki, 1,5 saat sonra uyuyana kadar bir melek gibiydi. Neden bu daha önce aklıma gelmedi yahu?

Tabi ki tam yatmadan önce bunu kısa bir süre için unutuverdi. Aklına kocaman tam bir gündür faaliyet yapmadığı geldi. Koştu çekmeceye, maska ve kağıt çıkardı ve çekmecenin önüne çömelerek faaliyet yapmaya başladı benim büyük oğlan! Özlem bu kadar büyükmüş iki metre ilerisinde olan masa bile uzak gelmiş ona…