24.05.2013

Çocuklara kitap okumak eğlenceli olsun


Okumayı seven bir aileyiz. Sesli olarak okumayı da. Yani Luka ve Leon’a hikaye okumayı da çok severim! Hele bir hikayeyi etkili okuyarak onu çocuklara adeta yaşatmayı çok ta keyif verici buluyorum.

Okumalarımız başından beri çok zevkli. Luka okunan hikayeyi henüz dinlemezken, Leon’la hikaye okuyarak oldukça eğlenceli vakit geçiriyorduk. Hikaye içinde sesi olan bir şey geçiyorsa mesela “kondüktör düdüğü çalıyordu”, düdük sesi yaparım. Belli bir süre sonra Leon o sesleri benim yerime ve tam yerinde yapmaya başlamıştı. Sonra bilmediği kelimeleri ele alıyorduk. Özellikle fiilleri hareketlerle anlatıyordum. Örneğin, “uzanmak” için uzaktaki bir şeyi elleyebilmek için upuzun hareketler yapıyordum. Leon’un çok ta hoşuna gidiyordu ve hikayenin içinden o kelime geçerken “Canım, bunun ne demek olduğunu biliyor musun?” gülerek kalkıyor ve ilgili hareketi yapıyordu. Bazı hikayeleri o kadar çok okuduk ki, çok keyifli başka bir alternatif geliştirdik. Ona okuduğum hikayenin ortasından itibaren cümlelerin sonunu ona tamamlatıyordum. Çünkü tüm cümleleri ezberi biliyordu. Tabi ki ben de.

Şimdi Luka da hikaye dinlemeyi seviyor ancak genelde kafası yastığa değdiği anda uykuya daldığı için çoğunu kaçırıyor. En azından akşam yattıklarında okuduğum hikayeleri. Yani, bu konuda yine Leon’la baş başayız gibi.

O da bugünlerde devam eden hikayeleri seviyor. Yani her seferinde başka bir bölüm okuyorum. Bu da etkili okumayı daha da önemli kılıyor. Çünkü o şekilde karakterleri ve hikayeyi daha kolay takip edebiliyorlar. Gerçekten takip edebildiklerinden en başta şüpheleniyordum. Ama bir gün Leon ve Luka’yı okuduğum kitabın karakterlerini oynadıklarını gördüm. Kurguladıkları senaryo da önceki akşam okuduğum bölümdendi. Demek ki gerçekten anlıyorlar.

Bunu bilmek güzel tabi ki, özellikle akşam okunan hikayeler artık gündüz okuduklarımdan çok farklı olduğunda. Gündüz okuduklarımda resimlere bakarak soru sorarlar, ben de onlara hikaye ile ilgili soru sorarım. Bazen bana o hikayeyi bile anlatıyorlar. Akşam yattıklarında okumalarım bambaşka. Artık tek birini yatağında oturarak okumuyorum, Leon ve Luka yataklarındayken ben oturduğum sallanan koltukta okurum. Yani içerikleri bir yana, resimlere bakamazlar, genelde soru da sormazlar, sadece dinliyorlar. Ben ise her karakterin sözlerini farklı bir sesle okuyorum. Söyledikleri de gerçekten ben yaşıyormuşum gibi vurgulamaya çalışıyorum. Mesela beklenmedik bir şey şaşırmış bir ses tonuyla, kızgın sözler öfkeli bir ses tonuyla, sevinç içeren bir cümle mutlu bir ses tonuyla okuyorum. Bunu yapabilmek için yavaş okuyorum, bazen cümleler arasında bir iki saniye bekliyorum. Bu hem bana ses tonumu değiştirmek için vakit tanıyor hem de onlara duyduklarını anlayabilmek için fırsat sağlıyor. Tabi ki seslerimiz hala var; üşüyen biri “brrrrr” yapıyor, esen bir rüzgar “huuuu” yapıyor, çalan kapı da “tok, tok, tok”…