2.05.2013

Cesaret diploması ve oyun hamuru


Leon’un dişlerini yaptırmak için 4 yaşında olmasını bekliyorduk. Dişçimiz İstanbul’da bir pedodentist, yani çocuk diş doktoru olan genç bir bayan. Daha küçük yaşta röntgen çekmek istemedi ve lokal anestezi de yapmak istemedi. Bu nedenle Aralık’tan beri bekliyorduk. Salı günü Leon’un isteği üzerine randevu almıştık ve gittik. Tedavi planımız hazır ve ilk dişi yaptırdık. Ama o diş yaptırılırken söyleyeyim ben bittim…

Ben küçüklüğümden beri düzenli dişçiye giden bir insanım. Dişlerime çok iyi bakmama rağmen kötüler, yani ağzım dolgu dolu. Yine de dişçiden korkmam. Oğullarım için bu bir avantaj elbette. Çünkü rahatlığımın onlara da geçeğini umut ediyorum. Ama annelik duygusu gerçekten farklı bir şey. Hayatımda ilk defa dişçide heyecandan dizlerim titredi!

Leon ise inanılmaz cesurdu. Röntgen çektirirken söylediğim her şeyi yaptı. Ortaya çıkan tablo fena ama. Başından beri günde üç kere dişlerini fırçalamamıza rağmen! Üç arka diş köke kadar çürük ama hala canlı. İki arka dişte hafif çürük var. Ön dişlerin arkaları çürük başlangıcı var ama dört yıl sonra değişecekleri için iyice fırçalayarak böyle gitsin diyor dişçimiz. Peki…

Hazır gitmişken ilk dişi yaptırdık. Aslında her şey iyi gidiyordu ta ki Leon’un gözleri bir peçeteyle kapatılana kadar. Çünkü o her şeyi görmek isteyen bir çocuk. Hata benim, böyle bir şey olacağını düşünmedim ve “gözlerine su sıçramasın” diye peçeteyle yaklaştıklarında olacağı tahmin edemedim. Ben ona önceden olacakları anlatmıştım bile. Leon’la aramızdaki güven o şekilde oluştu zaten. Ben her şeyi dürüstçe anlatıyorum ona, yani kötü sürpriz ve yalan biz de. Eh, o kapatma anından sonra onu zor ikna ettim. Ama en sonunda ikna oldu ve anestezi olup dişi yapıldı.

Leondan elimi tutmasını istemiştim, çünkü dişçinin durmasını istediğinde elimi sıkarak haber vermesini istiyordum. Aynen de öyle yaptık. İlk başta üç kere elimi sıktı, dişçimiz de durdu. Sonra elimi bir daha hiç sıkmadı. Cesur oğlum! Tabi ki o arada ben aralıksız konuşuyordum onunla. O anda neler olduğunu, dişçinin neler yaptığını anlatıyordum. Gerçi o da anlatıyordu ama Leon onu hiç dinlemiyordu. Bir ara dişçimiz Leon’un Türkçe anladığından şüphe duymaya başlamıştı. Ben çok ilginç bir şey olduğunun havasını yaymaya çalıştım: “Bak, dişçimiz de faaliyet yapıyor! Bir güzel temizledi dişini, şimdi yapışkan sürüyor… Evet zımpara yapacak, yani şimdi taşan kısımlarını temizleyecek. Acımayacak, ama hissedersin, biraz ilginç bir his ama kötü değil. Biliyorsun ben çok yaptırıyorum. Ohhh, bak şimdi hamurla kapatacak!” gibilerinden.

En azından dört kere daha gitmemiz gerektiği için kötü bir tecrübe olmasını istemiyordum. Hayal gücü, anlatım tarzı ve sakinlik konularında kendimi ciddi anlamda aştım o gün… Dişçi bayanımız Leon’a diş fırçası, ayna, bir cesaret diploması ve oyun hamuru hediye etti.  

Dişçiden çıkmadan önce Leon tuvalete gittiğinde bir anda dizlerimin titrediğini fark ettim. Hep öyleyim. Heyecanlı ya da tehlikeli bir durum olsun iş bitene kadar sanki hiçbir şey yokmuş gibi inanılmaz sakinim. O ana kadar gitar telleri kadar gergin olan sinirlerim sonra bir anda boşalıyor ve titremeye başlarım. Arkada bıraktığım durumun ciddiyetine göre titreme kısa veya uzun sürer. Ama söyleyeyim o stresi ertesi gün bile tam olarak atlatmış değildim… Dişçiye gitmeyi gündelik hayat ve normal bir şey olarak gören ben bile böyle olduysam, dişçiden korkan anneler ne yapıyor acaba?