15.05.2013

Saatte bana gösterir misin?


Eşim ve ben yıllardır saat takmıyoruz. Zaten her yerde saat var; bilgisayarda, cep telefonu, vs… Çocuklar doğana kadar da pek ihtiyacımız olmadı. Sabahleyin iş için çalar saat ile uyanıyorduk tabi ki ama bu kadardı. Leon ve Luka ile hayatımızın yer yerinde saat oldu. Neden? Saatler en büyük yardım malzemelerimizden biri çünkü…

Beklemek çocuklar için ne kadar zor bir şey ki! Belli bir yaşa kadar sadece şimdiki zamanda yaşıyorlar. Zamanın ne olduğunu henüz bilmiyorlar. Her şey sabırsızlıkla karşılıyorlar; telefon görüşmemizin bitmesini, dışarıya çıkmamızı, televizyon programının başlaması, misafirin gelmesini… Arabadaki standart sorusu “ne kadar kaldı?” oluyor. Onları kaç defa “birazdan” diyerek onları yatıştırmaya çalışsak da birkaç dakika sonra hep bunu duyarız “birazdan oldu mu?”.

Leon üç yaşında bile değildi, bu tür durumları saat yardımıyla ona anlatmaya başladığımızda. Kısa bir sürede anlamıştık ki, Leon’un okuyabildiği bir saat ile ona her şeyi anlatabiliyorduk! “Büyük kol şurada, kısa kol orada olduğunda…” gibi. Leon ise o günden beri bize sürekli sormaktansa “saatte bana gösterebilir misin” der ve ardından sabırla saate bakar.

Anaokuluna başladığı günlerde saat bana inanılmaz yardımcı oldu. Tüm anneler ilk fırsatta dışarıya kaçarken ben Leon’a onu ne zaman almaya geleceğimi anlatmak için bir saat kullandım. Sınıfında bir saat olmadığı için Leon’a bir kol saati alıp çantasına koymuştum. Yemek saatinde kollar nasıl durduğunda benim geleceğim vakitte kolların nasıl durduğunu göstermiştim. Öğretmenin anlattıklarına göre benim ne zaman geleceğimi hiç sormamış. Ama arada sırada saatine bakmak için izin istemiş.

Daha geniş zaman kavramları artık takvimde gösteriyoruz. Luka’nın doğum günü gibi özel günler ve örneğin o günlerde tekrar gelecek olan anneanne ve dedenin geliş gidiş tarihleri çocukların takviminde işaretli. Anneanne ne zaman gelecek diye kimse bize sormaz. Merak eden takvime koşup bakıyor. Ardından da “ahh, daha çoook uzun sürüyor, çok gün var daha” veya “az kaldı!” gibi tepkiler duyuyoruz. Yani saat ve takvim ile çocuklar için “beklemek” anlaşılır bir kavram haline geldi. Dolayısıyla bizi de büyük bir dertten kurtardı…