2.05.2013

Tozlu Sayfaların 4 Patili Kahramanları II

19-20. YÜZYIL

Kedilerin Kelimeleri

1818 yılında John Keats’in yazdığı şiir ile açılışını yapmıştır 19. yüzyılda kediler. “To Mrs Reynold's Cat” zaman ve kedi kavramını bir arada ele alarak, kedinin geçirdiği zamanı ve dakikaların akıcılığını okuyucuya aktarmıştır. Onu, Matthew Arnold’ın 1828’de yazdığı “Had Tiberius been a Cat” adlı şiiri izlemiştir.

Ancak, gerçek açılış Poe ile olmuştur. Minyatür panterlere düşkünlüğü ile tanınan ünlü yazar, fantastik edebiyatın babası olarak bilinen Edgar Allan Poe, 19. yüzyılın kedi düşkünü yazarlarındandı. Gizemli kişiliği, olağanüstü hayal gücü ve yaşam tarzı ile sanki döneminden önce doğmuş hissini veren yazarın kedileri sevmesi, şaşılacak bir şey değildi. Kişiliği ile örtüşen kediler, ona ilham vermiş, bilinçaltını beslemiştir. Tıpkı, 1843’te yazdığı “Black Cat” (Kara Kedi) adlı eserinde olduğı gibi. Poe, Kara Kedi’de kediyi bir birey gibi göstermiş, varlığının ağırlığı ile yol açabileceği sorunları, “cinnet geçirerek, kedisini ve karısını öldüren” karaktere yüklemiştir. Yani Poe da kedilerin gizeminde takılı kalmıştır. Ancak, gerçek yaşamında kedilerle arası ölüm-fantezi ikileminde kısılmamış, kedisi Catarina’yı tüm yüreğiyle sevmiş, ona çok iyi bakmıştır.

Poe ile başlayarak, Lewis Carroll ile devam eden 19. yüzyıl kedi literatürü, aslında oldukça hayal gücüne dayalı, bilinçaltının şaha kalktığı bir literatürdü. Çünkü tarih 1865’i gösterirken, Lewis Carroll o efsanevi eserini bitiriyor, kendisini dünya çapında bir üne kavuştururken, dünyaya asla unutulmayacak değerde bir edebi eser veriyordu. “Alice In Wonderworld”, yani Alice Harikalar Diyarında! Hepimizin çok iyi bildiği, üzerine film ve çizgi filmler yapılan, Tom Petty gibi sanatçıların kliplerine konu ettikleri bu eserdeki kedi ise eserin kendisi gibi unutulmazdır. Alice’in bu yeni ve garip dünyada rastladığı ilginç renkli Cheshire kedisi, umursamazlığı, uykulu ifadesi ve rahatsız edici huzuru ile aslında “kedi” denen hayvanın tam bir kişilik analizi gibiydi.

1988’de ise kediler hayal gücünü beslemeye ve kişilikleri ile her ne kadar “bencil gibi görünseler de masumiyeti çağrıştırmaya devam ediyorlardı. Ursula K. Le Guin, bunun bir kanıtı gibiydi adeta. Yazdığı Catwings adlı roman, yalın bir dille yazılmıştı ve hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik mesajlar içeriyordu. Kanatlı doğan dört minik kedi yavrusunun, farklılıkları yüzünden çektikleri acı ve yine bu yüzden yuvalarını terk etmek zorunda kalmalarını anlatan eser, Catwings Return ile devam etmiştir.

Edebiyat kadar, diğer sanat dallarına düşkünlüğü ve ince kişiliği ile tanınan ünlü yazar Goethe, özelikle İsveç’te el üzerinde tutulan Alman yazar Kurt Tucholsky, sorunlu yaşantısına rağmen, unutulmaz eserlere imza atan Fransız yazar Guy de Maupassant, Alman yazar Martin Walser, mutsuz ve yalnız çocukluğunu kağıtlara döken unutulmaz yazar Charles Baudelaire, edebiyat mirasını 20. yüzyıl yazarlarına bırakan ünlü yazar James Joyce 19. yüzyılın kedili edebiyatını yazan ünlü yazarlardandır.


Yağmurdaki Kedi

20. yüzyılın en büyük kedi aşığı yazarı, şüphesiz Hemingway’di. Kedilerin sadece güzel görünüşlerine değil, özgürlükçü ruhlarına da tapmıştır. İlk kedisini Florida’da bir gemi kaptanından alan Hemingway, Maine Coon cinsi kedisinin fazla olan ayak parmağını fark etmekte gecikmemişti. Latince adı Polydactyl, yani “fazla parmaklı” olan bu anormallik, Hemmingway’in kedileri, kedi aşkıyla birleşmiş ve bu tür anormalliği olan kedilere “Hemingway kedileri” de denmeye başlanmıştır.

Ustanın bilinen en ünlü kedi öyküsü ise 1920’de yayımlanan “Cat in The Rain” (Yağmurdaki Kedi) isimli eserdir. Evliliklerini kurtarmak için İtalya’ya tatile giden bir çiftin, kedi ve beklentiler üzerine kurulu öyküsüdür bu. Ve Hemingway, kediyi öyküye “bir beklenti ve karşı cinslerin birbirlerini anlamakta çektikleri zorlukları anlatan bir sembol olarak, şaşılacak ustalıkta yerleştirmiştir. Kadın kedi istemektedir, kadın gümüş yemek takımı istemektedir, adam okumakta ve bunlarla hiç ilgilenmemektedir. Ancak kadın, kediyi ve diğer her şeyi “evliliğini kurtaracak” bir beklenti olarak görmekte, arzulamaktadır. Sonunda kapı çalınır ve otel görevlisi kız, elinde bir kedi ile kapıda durmaktadır…

Hemingway, kediyi özgürlüğün bir sembolü, mutlu eden, tatlı bir beklenti olarak görmüştür. 

Zoolistan Dergisi, Mart 2006