19.04.2013

Ich eine maymun! (Ben maymunum)


Dün akşam son haftalarda çektiğim resimlere göz atıyordum bir şey dikkatimi çekti. Leon ve Luka her yerde kendilerine oyun yaratıyorlar. Muhtemelen her çocuk öyledir. Bilmiyorum sana da öyle oluyor mu, bazen kalbin yerinde hopluyor… 

Öyle anlar var ki, anında “duruuun!” demek istiyorum. İnan, merdivenimizi bir yukarıya bir aşağıya tırmandıklarında görünce içimden geçen buydu. Ama bu söz dilimin ucundayken yine de sessiz kalıp oyunu izlemeyi tercih ediyorum. Çünkü o anda bir şey diyerek dikkatlerini bozmakla bir kazaya sebep verebildiğimi biliyorum. Susmak daha iyidir. Susmanın bir faydası daha var. Yasaklanan bir şey çekici olmaya başlıyor. Çok şey bir kere yapıldıktan sonra ilgisini kaybediyor. Bu nedenle ancak öyle bir şey ikinci defa yapmaya kalktıklarına –ki önceki sefer gibi hazırlıksız yakalanmayıp ne yapmayı planladıklarını erkenden tahmin edebiliyorum ya- onları uyarıyorum.

Çoğu oyunlar tabi ki zararsız. En azından kendilerine. Eşyalar konusunda bazen pek emin değilim. Luka’nın şemsiyeye tırmanışı gibi. “Ich eine maymuuuuun” (ben bir maymun) diye bağırıyordu terastan. Tabi ki gidip bakmalıyıdım böyle bir şey duyunca, değil mi?! Kim bilir nerelere tırmanıyordu. Şemsiye olduğunu görünce bir nevri rahatlamıştım.

Ya da Leon’un “Luka ne yapıyorsun? Böyle elma alamam kiiiii!” diye kardeşini uyardığında da merak edip baktım. Luka o zaman buzdolabında hangi spor hareketlerini yapabildiğini merak edip denemelere geçmişti.
Genelde sakin sessiz bir çocuk olan Luka tam lokantada yemek yerken harekete ihtiyacı duyması zaten bir hayli ilginç. Bir bakıyoruz ki ayakkabılarını çıkartmış iki çatal erişte arasında koltukta spor yapıyor…