29.04.2013

Leon x 18,5 = anneanne


Leon Oma’sını çok seviyor. Hem de çok! Ne yaparsa yapsın onu sevmekten asla vazgeçmiyor. Leon’un tam 18,5 katında yani 74 yaşındaki anneannesiyle anlaşmak bazen çok zor olsa da.

Anneanne ve dede burada olduğu sürece Leon her sabah kalkıp sessizce giyindi. Hep de Oma’sının ona getirdiği tişörtleri giydi. Arkasından benden Oma’sının yanına gitmek için izin aldı. Ben tabi ki daha uyuyordum. Ne kalktığını ne giyindiğini duydum, benim her sabah evi yıkacak kadar gürültü yapan oğlum o kadar sessiz olabildi!

Çocukların sevgilerinin ne kadar saf ve derin olduğunu düşünüyordum her sabah. Çünkü biraz da içim acıdı. Benden başka birini şartsız koşulsuz sevdiği için değil tabi ki. Sakın öyle düşünme. Leon’un çabasını görünce üzüldüm. Çünkü Oma’sıyla anlaşmak bazen oldukça güç oldu. Gündelik hayatımızda hiç sorun yaşamadığımız durumlarda Oma’sıyla kavga ettiler. Örneğin, ben neredeyse bir yıldır her sabah Leon ve Luka ile birlikte tren yolu kuruyorum. Belli bir akışımız var ve kavga edilmiyor. Ancak anneanne bu akışı bilmediği için, bilse de yapmayacağı için tren yolu kurmak faciaya dönüştü mesela.

Leon ilgisini çekmek için Luka’yı kızdırıyor. Bunu anlamayan anneanne tabi ki Leon’a kızıyor, “seninle bugün bir daha oynamam” deyip Luka’ya daha fazla ilgi gösteriyor. 4 yaşındaki bir çocuk için bence biraz fazla sert bir davranış. Ama yapabilecek bir şeyim de yok. Anlatmaya çalıştım, ama nafile. Bazı konularda o yaştaki bir insan muhafazakar düşünüyor. O beni büyüttüğünde çocuk psikolojisi diye bir şey bilinmiyordu, dolayısıyla maalesef de buna inanmıyor.

Leon ise bu hiç alışık olmadığı tepkilerle başa çıkmaya çalıştı. Fırsat buldukça ona olup biteni izah etmeye çalıştım. İçim ne zaman gidiyor peki? Leon, Luka için bir günde 4 kere hakkı olandan vazgeçip Luka’yı mutlu etmek için bir şey yaptığında resmen içim gitti. Örneğin, son parça salam Leon almış ve Luka “bende istiyorum” diye ağlayınca Leon salamı Luka’yla paylaştı. Ya da arabada anneannenin yanında oturma sırası Leon’dayken Luka öyle bir ağladı ki Leon sırasını Luka’ya verdi. Büyük bir abi gibi davrandı, ilgi takdir toplamaya çalışıyor ama nafile. Benden başka bunu görüp takdir eden olmadı maalesef. Dile getirdiğimde yine de Leon’u takdir eden sadece eşim oldu. Anneanne için böyle şeyler normal herhalde.

Leon’u çok mu koruyorum acaba diye düşünüyorum? Anneannesine göre çok şımartmışım. Al şimdi, çocuğa olup biteni izah ettiğimiz, birçok işi kendisinin yapmasına izin verdiğimiz ve ceza yöntemine inanmadığımız için onu şımartmış olduk. Neyse…  Yine de kendime sordum, Leon’u çok mu koruyorum, onu acaba haklı çıkartmaya çalışıyor muyum diye. Ama içimde bu yöne en ufak ipucu bulamıyorum. Gerçi öyle yapıyor olsaydım bunu fark edebilir miydim? Bana, Leon’un kötü hissettiğinde ve üzüldüğünde yanına gidip oyun oynayarak onu teselli etmek kaldı. Ama biliyorum ki, anneannesi gözüyle bu onu şımartmaktır. Yukarıya tükürsen bıyık, aşağıya tükürsen sakal herhalde oldukça yerinde bir deyim…

Ne kadar takmamaya çalıştıysam da bu beni çok strese soktu. Tahmin ediyorum ki, böyle benzer durumları herhalde her anne bilir. Bir şey demesen yanlış, desen de. Konuyu konuşsan sadece kavgayla bitecek, çünkü karşındaki insan söz konusu olan konunun bir konu olduğunu anlamıyor ki. Nasıl anlatsan da eleştirildiğini düşünüp sinirlenir ve eninde sonunda bir şey değişmeyecek.

Kaşıntılarım bana tekrar merhaba dediğine şaşırmadım. Üçüncü günde yüzüm kaşınmaya başladı. Eskiden boynum da kaşınıyordu ama o “taşındı”, dördüncü günde el bileklerim kaşınmaya başladı. Özellikle akşamları öyle bir kaşıyorlardı ki kanayana dek tırnaklarımı geçirebilirdim. Sabır, sabır, sabır… Cumartesi günü yolcu ettik anneanne ve dedeyi. Kaşıntılarım da onlarla birlikte uçtu…