1.04.2013

Rengarenk yumurtalar


Noel baba, paskalya tavşanı… Avrupa’da birkaç hayali, yani gerçek olmayan, efsane olmuş karakterleriyle büyütüyoruz çocuklarımızı. Gerçekten yaşamış olan San Nikolas ile karıştırılmamalı, o 5 Aralık’ta kutlanıyor. Ona bir şey demiyorum, en azından gerçekten yaşadı. Ama diğerleri? Hediyelerini heyecanla bekleyen çocuklar olduğu gibi Noel babadan korkan da var. Ben çocuklara o karakterler varmış gibi davranmayı doğru bulmuyorum. Buna rağmen bir ikileme düştüm.

Paskalya evimizde kutlanmıyor. Aslında çocukların bundan haberi bile olmayacağını düşünüyordum. Ama ne yanılmışım! İki yıl önce annemler buradaydı ve tabi ki bahçede yumurtalar saklandı, çocuklar da aradı. Geçen yıl sessiz sedasız geçirdik paskalyayı, ama bu yıl tüm gerçeklerle tekrar karşıma çıktı.

Her şey dinlediğimiz bir çocuk hikayesiyle başladı. Bu tarz etkinlikleri almanca olarak yapıyoruz, o dil de gelişsin diye. Nasıl birçok kitapta noel konusunu geçiyorsa, o hikayelerin birinde küçük bir kız babasına paskalya tavşanının ne zaman geleceğini sordu. O gün tavşan için kahvaltı tabağı hazırladı ve şafakta paskalya tavşanını görebilmek için erken kalktı. Ardından yumurtaları aradı ve hediyesini buldu. Bir anda Leon bana sordu “ Mama, paskalya tavşanı ne zaman geliyor? Anneanne buradayken bir kere gelmişti.” Çok boş bulunmuştum o an ve “takvime bakalım” diye ona göstermiştim. Ardından o gün işaretlendi ve hemen hemen her gün takvime bakıp kaç gün kaldığını saymayı denedi benim büyük oğlan.

Geçen Cuma günü ise başladı soru sormaya. Paskalya tavşanının nerede yaşadığından, saat kaç gibi geleceğine, onunla konuşup konuşmayacağına, onun için yumurta ve çim dolu tabak hazırlamak istediği gibi şeylere. Ben gitgide kötü oldum. Ne diyecektim? Leon çok heyecanlıydı! Bir şeyler uydurmalı mıydım? Bilmiyorum. “Yarın bunları konuşuruz” deyip düşünmek için vakit kazanmaya çalıştım.   

Cumartesi sabah Leon’u kucağıma oturttum ve paskalya tavşanının gerçek olmadığını anlattım. Kendimi çok kötü hissediyordum. Küçük bir çocuğunun hayalini yok ediyordum. Ama içimden başka türlü gelmiyordu. Yıllar boyunca bu hayali karakterler gerçekmiş gibi davranamazdım. Paskalya gününde anneanneleri oturdukları yerde çocuklara yönelik yumurta arama şenliği düzenlendiğini, saklayanlar tavşan değil anne babaların olduğunu da anlattım. Leon’un gözleri doluyordu… Ama istiyorsa birlikte yumurta boyayabileceğimiz söyledim. “Pazar günü kahvaltıdan önce ben onları bahçede saklarım ve sen ve Luka onları ararsınız” dedim. 3 hafta sonra 4 yaşına girecek oğlumun yüzünde bir gülümseme belirlenmeye başlamıştı…

Cumartesi günü kahvaltı eder etmez 10 tane yumurta haşladık ve ardından boyadık. Leon ve Luka’ya birer yumurtalık verdim ve renkli keçeli kalemleri. Aslında boya ve fırça düşünmüştüm, ama Leon keçeli kalemle boyamak istedi. Luka beş yumurtasının hepsini mor çizgili yapmaya karar verdi. Ama nasıl da itiraz etti, ben “bunlara başka renk de katalım mı?” diye sorduğumda! Leon farklı renkler kullandı ve mutlu bir yüz ifadesiyle “Mama, yarın sabah sen onları saklayacaksın ve biz arayacağız” dedi. Arkamdan Luka sesleniyordu “yarın pasklaya tavşanı geliyooooor!” Seneye bir daha demektir…