8.04.2013

Sesi çıkmayınca durum sakat!


Bu hafta sonu Leon’un hayal gücü tepeye vurdu. Beni şaşırtabilmişti, bu keksin. Çünkü bunları daha önce hiç yapmamıştı. Ama geçen haftada söylemiştim, bazı şeyler galiba asla pas geçmiyor…

Cumartesi sabahı Leon’un serbest sanat çalışmalarıyla uyandım. Gözlerimi açtığımda bir baktım ki Leon bayağıdır uyanıkmış. Hiç sesi çıkmamış ama… Genelde kalkar kalmaz öyle bir gürültü kopartıyor ki, eşim, Luka ve ben üçümüz uyandığımızda ancak muradına eriyor. Ama o sabah daha önce hiç yapmadığı bir şey yapmış. Üstelik neredeyse 4 yaşındayken! Işık prizi, duvarı, kitap sırtlarını ve merdivenin demir parçalarını çalışma masamızdan aldığı edding kalemiyle boyadı.

Bunu gördüğümde Leon ve Luka’yı  yanıma çağırdım. Kimin yaptığını sorunca Leon gülerek ve mutlu onun boyadığını söyledi. “Ama ben bunu temizleyemiyorum” dediğimde elini bir ıslak mendil aldı ve “ben temizlerim” dedi. Birlikte o yeşil çizgileri silmeyi çalıştık. Neyse, durum şimdilik idare eder. Metalda pek görünmüyorlar, duvarı zaten boyayacağım. Priz işte artık hafif bir yeşil tonunda…

Pazar sabahı biz aşağıya indiğimizde Leon üstünü değiştirip gelecekti. Ama gelmedi. Eşim kahvaltıyı hazırlıyordu ve ben yerleri süpürüyordum. Çocuk sandalyesini ters çevirip bağıra bağıra hızlı araba yarışı oynamayan bir velet ortalıkta olmayınca “ne kadar huzurlu bir sabah” demeyip aslında şüphelenmem gerekirdi. Ama merak etmedim… Ya trenlerle oynuyor ya da yatağında oturup kitap okuyordur dedim kendi kendime. Çünkü yukarıda sabahleyin genelde bunları yapıyor.

Yukarıya çıktığımda ortalık sessiz olduğunu tabi ki hemen fark ettim. Demek trenle oynamıyordu. Yoksa “çuffffff çuuufffffff dikaaaaat, kaza! Edward, Thomas raylardan düştü, yardıma koş!” gibilerinden sözler duymam gerekirdi. Kitap mı okuyordu…  Ne kitap okuması! Geldiğimi duyunca sallanan sandalyenin arkasına saklanmış. “Neden aşağıya gelmiyorsun canım?” daha ona sorarken üst üste iki kışlık kazak giydiği gözüme çarptı. “Bunlar sana biraz büyük, değil mi? Ancak seneye giyersin.”diye söylüyordum Leon o tipik gülümsemesini sergiledi. Bunun ötesinde bir şey yapmıştı… 

Bana gülümseyip “daha çok giydim” dedi. İlk başta anlamadım ne kast ettiğini. Ancak o iki kazak çıkarttıktan sonra bir kısa kollu tişört, bir uzun kollu tişört ve bir kısa kollu tişört daha Leon’un üstünden çıkarttıktan sonra ne demek istediğini anlamış oldum. “Atlet giydin mi bari?” diye sordum çünkü bu durumda son tişörtünü çıkartmayıp üstünde kalabilirdi. “Hayır” diye sırıtıp “külot da giymedim” diye devam etti. Parmağıyla artık dolabın üstünde duran gece giydiği külodu işaret ediyordu. Yani, onu çıkartmıştı demek. Tabi ki… Niye kolay olsun ki? Yine de gerçekten külot giymediğini görmek için eşofman altını çektim. Ancak külot değil başka pantolon gördüm ve başka pantolon ve başka ve başka ve başka… Toplam 6 eşofman altı giymişti! Gülmeye başladım. Oğlumun tek başına giyinebildiği fazlasıyla kanıtlamıştı. Leon gülümseyerek bana baktı ve dedi ki “Daha çok giydim demedim mi sana Mama?”