12.04.2013

Leon Paşa’yla içli dışlı olmuş - o bir koyun!


Önceki gün havanın bir anda açmasını fırsat bildik ve akşamüstü yürüyüşü yapalım dedik. Ne yürüyüştü ama! Hayvanat bahçesinden geçtik desek daha doğru olur...

Daha evden çıkar çıkmaz yürüyüşümüz heyecanla başlamıştı zaten. Bizim buradan 300 metre ilerideki ormana kadar olan yola geçen yıl parke taşı döşenmişti. Neler çektik o zaman! Ama şimdi güzelliğini yaşayabiliyoruz çünkü iki üç komşu hariç o çıkmaz yola arabayla giren yok. Yani oğullarım için mükemmel bir yarış pisti! Önce Luka beni şaşırttı. Bir ay oldu hep birlikte gitmemiz ve Luka bu arada babası ve abisiyle çıktığında o yolda çok iyi üç tekerlekli bisiklet sürmeyi öğrenmiş. Leon olayı aşmış durumda. Eşim, yüzünde acı bir ifadeyle "bunu yapmaya bayılıyor" derken Leon üç tekerlekli bisikleti yolun yukarısına götürdü ve başladı binmeye! Anlatmayım, izle... Videosunu aşağıya koydum.

Yolun aşağısına geldiğimizde Leon ve Luka haykırdı "koyunlar burada!" Seslerindeki sevinç beni şaşırttı. Koyun mu? Komşumuzun iki koyunu ile keçileri dışarıda dolaşıyordu. Oğullarım öyle bir heyecanla onlara hızlıca yaklaştılar ki, sanki eski bir dosta rastlamışlar. Öyleymiş zaten! Bir baktım ki başta Leon olmak üzere çocuklarım keçi ve koyunlarla içli dişli olmuş! Bunun adı Mustafaymış, onun adı Paşaymış diye tanıştırıldım. Kendimi bir anda bir sürü boynuzun ortasında buluverdim. Bisikletleri orada bırakıp ormana doğru yürümeye devam ettik, tabi ki artık hep birlikte. Biz dördümüz ve bize eşlik eden Mina -ki o geldiğinden biraz pişman olmuş bir halde şu ilginç hayvanlarla nasıl başa çıkacağını bir türlü çözemedi- ile üç keçi ve iki koyun. Yok, bizi bırakmadılar! Leon zaten Paşa'nın yanından ayrılmaya niyeti yok gibiydi. Paşa da kendini sevdirmekten bayağı mesut görünüyordu.

Ormana girince toynaklı sürümüz bizi terk etti. Biz ise güzel bir tur atacaktık, ama hesap çarşıya uymadı. Turumuzun sonuna doğru yolumuzda başka toynaklılar varmış; bir Manda sürüsü ile karşılaştık. Muhtemelen bir şey yapmazlar ancak buradaki Mandaların sahipli olup olmadığını anlamak mümkün değil. Kimse mandalara küpe taktırmıyor. Bir de çok fazla terk edilmiş ve artık yabanileşmiş sürüler de var. Peki, onlar “evcil” mi yoksa yabani mi? En iyisi köylülerin yaptığı gibi onların yoluyla kesişmemeyi tercih etmek. Yani geri döndük. Buna Paşa ve ekibi amma sevindi! Leon'un sesini duyunca Paşa kafasını kaldırıp oğlumu tanıyınca koşa koşa yanımıza geldi, arkasından diğerleri... Benim kalbimin birkaç kere hopladığını itiraf etmeliyim.

Leon beni teselli etmeyi çalışıyordu. "Mama, merak etme bunlar bir şey yapmaz!" dedi 4 yaşındaki oğlum! Sürüyü evine bıraktık ve hazır gelmişken bir koyun yavrusuna ve Osman'a da merhaba diyelim dedik. Osman bir tavus kuşu. Her sabah selamlaşıyoruz onunla… Onun hikayesi bugünkü diğer yazımda bu arada.

Eve dönerken Leon "Ben de koyun istiyorum" deyip durdu. Az kalsın Paşa bizimle gelecekti zaten, ikisini birbirinden zor ayırmıştık. Bir gün "koyun aldık" diyorsak sakın şaşma...