19.04.2013

Bitmeyen zor günlerden...


Dün zor günlerden biriydi.  Evet, arada sırada bizim de öyle günlerimiz oluyor! Kısaca, pestilimiz çıkmış gibiydi…

Leon ve Luka nezle ve öksürüğü henüz tam atlatmış değiller. Luka’nın ki dün gene şiddetlendi gece boyunca öksürdü. Öksürünce de uyandı. Uyanınca da bizi çağırdı. Öyle gidiyor maalesef… Eşimle ben dönüşümlü bakalım dedik ve ben gece 1:30’a kadar Luka’nın yanında bekledikten sonra vardiyası eşime geçmişti. Saat kaça kadar dayanabildiğini bilmiyorum, ama en sonunda biraz uyuyabilmek için Luka’yı yatağımıza almaya karar verdik. Eh, öyle bir çiş kaçırmasından sonra “al gel yatır” diye bir şey yok tabi ki. Dolaptan şu bebekliğinde kullandığımız alezi çıkarttık ve yatağımıza serdik. Luka’nın bezini de değiştirdik. Ardından üçümüz yattıktan sonra Luka ne zaman uyudu bilmiyoruz, o kadar hızlı uykuya daldık.

Aşağı yukarı uykusuz bir geceden sonra dün tabi ki biraz zor geçti. Daha doğrusu geçmek bilmeyen günlerdendi.  Leon anaokuluyla itfaiyeye gitmişti ve eve gelince sevine sevine neler yaptıklarını anlattı. Genlede hiç anlatmaz ama itfaiye arabasına binince, kask takınca ve olmayan bir ateşi gerçek suyla söndürünce gözleri mutlulukla parlıyordu. Luka, kendisi gidemeyip de abisinin anaokuluna gitmesini zaten zor kabul ediyorken böyle güzel şeyleri duyunca morali bozuldu. Bu yetmiyormuş gibi bir de uykusuzdu.  Yani saat 15’den sonra evimiz kabustu.

Tam o sırada ben Leon’un anaokulu kıyafetini hazırlamaya başlamıştım. Leon’un aklına gelmişti ve artık “hadi Mama” diye beni harekete geçirmişti. Başıma dert olmuştu bu arı kostümü iki haftadır yapmayı çalışıyorum. Hangi gün için tahmin edebiliyorsun… Bizim anaokulunda bir arı kovanı dolusu vızvızlar 22’sinde kutlama yapacak. Düz renkli sarı tişört bulmak yeterince zor iken bizim burada imkansız gibi. Aynı düz siyah renk pantolon için de geçerli. Tabi ki online sipariş edebilirdim, ama açıkçası bir gün giyilecek arı kostümü yapmak için 200TL harcayacak değiliz. Geçen gün lacivert pantolon bulmuştum ve eşim bizde hala siyah tekstil boyası kaldığını hatırlatmıştı bana. Süper! Hepsini makineye attım ve boyadım. Siyah bir taç tokası görmüştüm ve ponponlu başka bir tokayla arının antenlerini yaptım. Okulca istenen kanatlar (!!!) için metal iki askıyı birbirine bağladım ve külotlu çorabın ayaklarını kesip üzerinden geçirip düğümledim. İnan, kendimle gurur duyuyorum!  Artık her renk kanat yapabilirim.

Cuma günü sarı tişört de buldum. En küçük boy biraz büyük geliyor Leon’a ama olsun. Aldığım siyah kurdele paça bandıyla ütüleyerek yapıştırdım. Eh, tam bu işi yapıyordum ki aşağıdan eşimi duydum. “Leon! Bu ne??? Sen yine ayakta mı işedin?!” Bu ancak tuvaletten gelebiliyordu. Kendi kendime dedim ki “iyi ki yukarıdayım ve şu kostümle uğraşıyorum. Aşağıda olup biteni görmek bile istemem.” Ütüden nefret ediyordum ama o anda dünyanın en güzel işi gibi geliyordu bana. “Hayır, oturarak” duydum Leon’un sesi. Etrafa işemeyi nasıl başarmıştı o zaman? Etrafa işemişti ki eşim “oğlum, bir iki damla değil bu! Bunu oturarak nasıl yaptın?” Evet, şu arı kostümü yapmak kesinlikle kat kat daha iyiymiş… Leon’un verdiği cevabı duyamadım ama arkasından duyduğum eşimin kahkahalara göre ilginç bir deneme yapmış olsa gerek…

Arı köstümü bitirdiğimde Leon denemek istedi. Süper de oldu! Luka için değil ama… Leon’u görünce ağlamaya başladı “beeen de arı olmak istiyoruuuum” diye. Ne yapsam, ne yapsam? İşte, yine şu annelerin bir anda ama derhal bulmaları gereken parlak fikirlerden gerekti... Leon çok severek giydiği baskılı sarı tişörtünü ödünç verdi. Ben ise iki askı daha birbirini bağladım ve eski bir taytımı feda ettim. Bir taç toka daha alıp kalan ponponlarla ona da antenleri yapmayı söz verdikten sonra Luka’nın yüzü güldü gene… Ama söyleyeyim, biz bitmiştik!