17.02.2013

Anne olmak güzel bir deli işi...



Hiç kimse mükemmel değildir. İlanlar ve dergi makaleleri biz annelere bunun tam tersini inandırmaya çalışsa da. Evet, anne olmak müthiş bir şey! Dünyanın en güzel işi, değil mi? Bazen değil işte… Çünkü anne baba olmak yorucu ve çok sinir bozucu da olabilir. Çocuklarımız birer minik canavara dönüşerek bizi sınır krizi eşiğine getirmek konusunda birer usta sanki… Elime geçen her kitap, okuduğum her makale ‘bu durumlarda sakin kalın’ dese de, biz anne babalar çaresiz kaldığımız o korkunç anlarda bağırırız, tartışırız, belki ceza veririz. Kısaca sakin kalmayıp hata yapabiliriz. Yaparız da. Çünkü biz de sadece insanız!

Mükemmel anne imajına boş verelim!

Ancak bunu kim itiraf eder? Tüm iyi niyetlerimize rağmen yine çaresiz kalıp bağırdığımız, sinirlendiğimiz ya da tüm eğitim kurallarına çiğneyip bir saat nefes alabilmek için DVD ya da TV açtığımızı itiraf edersek ne olur? Mükemmel anne baba imajına uymamış oluruz… Boş verelim bu imaja! Beni sadece strese sokuyor.

Ben ve eşim kesinlikle mükemmel anne baba değiliz. Elimizden geleni yapıyoruz, evet, ama bizim de sinirli, tahammülümüzün olmadığı, kolay parladığımız, koyduğumuz kuralları çiğnediğimiz günler oluyor. Ardından hep kendimize kızarız, üzülürüz, hem de çok üzülürüz… Keşke bu kadar bağırmasaydım deriz. Ama olan oluyor işte.

Mükemmel değiliz

Sabahtan beri yüzlerce kez ‘anne…’ duyduktan sonra bu kelime en nefret ettiğim söz haline geliyor ve duyar duymaz sinirlerim gerildiğini fark ediyorum. Ve en sonunda ‘yine ne var?’ diyorum. Ağzımdan çıkar çıkmaz dediğime pişman oluyorum…

Oğullarımdan biri hasta olunca her hasta çocuk gibi daha fazla ilgi istiyor. Hasta oğlumun halini görmek zaten içimi yiyor, ciddi bir şey olup olmadığını anlamaya çalışıyorum. Hata yapmamak için sakin kafayla ve mantıklı yaklaşıyorum, ama bu beni çok yoruyor çünkü aslında içim ağlıyor. Yine de şanslı sayılırım, büyük oğlum Leon 40 C ateşle bile oyun oynar, yemek yer. Hiç mızmızlığı da yok hastayken. Küçük oğlum Luka bunun tam tersi… En azından biri ‘kolay bir hasta’, fakat bu bu kadarı bile bana yetiyor. Birine hasta diye özel ilgi gösterirken diğeri ihmal edilmiş hissediyor ve dolayısıyla mızmızlanıyor. İki çocuk arasında gidip gelirken, ev işinden zaten tamamen vazgeçtim; eşim köpekleri çıkarırken telefon çalıyor, yapılması gereken, beklemeyen işler oluyor. Kime yeteceğim ben?

Ciddi ateşlenmelerde hastayı yatakta, hasta olmayanın da keyfini yerinde tutmak için televizyon kuralımızı çiğniyoruz. Çocuklarımız her öğleden sonra 20 dakika televizyon izleyebiliyor. Biri hastayken fazla koşmasın diye iki koltuk ‘kale’ yaparak birleştiriyoruz ve çocuk DVD’lerinden istediğini 1,5 saat seyredebiliyorlar.
 
Ertesi gün tabi ki tüm gün onlara kitap okusaydım daha iyi olurdu derim. Ama içim derinliklerinden biliyorum ki tüm gün biri hasta biri mızmız iki çocuğuma kitap okuyamam…

Ben de mükemmel değilim, ben de hata yapıyorum diyorsan o anları bizimle paylaşabilirsin! Bir anne babayı iyi yapan mükemmellik değildir, dürüst çabalarıdır bence. Üstelik çocuklarımız bizi her şey için affeder, yeter ki hata yaptığımızı söyleyip onlardan özür dilelim!