19.02.2013

Çalışkan cücelerimiz



Bugün sürpriz bir kahvaltıyla uyandık. Her şey biraz ani ve kesinlikle beklemedik oldu… Leon ve Luka şaşmadan sabah en geç 7’de kalkıyorlar. Bazen 6’da bile gözlerini açıyorlar ama o zaman odalarında oyun oynarlar ya da yatağımıza gelirler. Bu sabah ise akıllarına başka bir şey gelmiş ki 6:30’ta biz henüz uyanmadan çocukların sesiyle irkildik “biz aşağıya iniyoruz!”. Gözlerimizi açtık ve önümüzde eşofman altı, çorap ve kazak giymiş oğullarımızı gördük. Hadi ya!
“Hmmm, peki…” dedik ve doğru söylemek gerekiyorsa, sevindik. İkisi tek başına giyidiler! Tamam, şimdi aşağıda bir şey karıştıracaklar ama neyse bu da onların ödülü olsun diye düşünürken 6:33’te aşağıdan bir ses geldi. “Biz kahvaltı hazırlıyoruz!”

Yataktan kalkışımız gerçekten ani oldu. Biz daha giyinirken buzdolabın ötme sesi duyuluyor. Bir daha irkildim ve hızlandım. Buzdolabının içinde sadece bir tabağa koyduğum ahududulu pastanın kalanına dayanamayıp çıkartırken düşüreceklerinden eminim.
Aşağıya indiğimizde ise masaya tabaklar, reçeller ve peynirler konulmuştu bile. Salatalık bile kesmişler! “Mama, havuç kesiyoruz çünkü domates kalmadı” diye seslendi bana Leon. Çocukların bu mantığına bayılıyorum, ama yine de kahvaltıda havuç yememeyi tercih ederim. Merak etme, bu gibi durumlarda kalp krizi geçirmemek için çocuklarıma aylar önce bıçak kullanmayı öğrettim. Evimizdeki tüm bıçaklar bu nedenle ayrıca kör.
Tek kelime demeden yavaşça ortalığı yokladık. Her şey düzgünce gidiyordu galiba.

“Kahvaltıyı BİZ hazırlıyoruz” dediler ağız birliğiyle. Bu bize net bir mesaj oldu, mutfaktan çıktık. Görünüşe göre işi gerçekten halledebiliyorlardı. “Çok güzel hazırlıyorsunuz, hadi bakalım, siz devam edin öylesi…” dedik. Onlara bir şans vermek lazım, değil mi? Zaten pasta da yerinde duruyordu.