23.02.2013

Dostlarımız rüya görür mü?


Köpeğinizin ayak ucunuzda mışıl mışıl uyurken, aniden bacağını kıpırdatması ya da patilerinin seğirmesi size tanıdık gelebilir. Acaba rüya mı görüyor? Yoksa, böyle bir şeye ihtimal verebildiğiniz için siz mi rüyadasınız? Günaydın, haydi kendinize bir kahve, sevimli dostunuza da bir kap mama hazırlayın! Tabi ki, rüya görüyor neden olmasın ki?

Hiç kimse, henüz rüyaların tam işlevini çözebilmiş değil. Ama şu da bir gerçek ki; rüya görmek, beynimizde bilgilerin depolanması ve belleğin gücü konularında oldukça faydalı. Hayvanlar da düşünebilen ve hatıraları olan yaratıklardır. Onların beyinlerindeki, hatıraların toplandığı bilgi bankasının da tıpkı insanların beyninde olduğu gibi dinlenmeye, yeniden organize olmaya ihtiyacı vardır.

Uyudukları esnada hayvanlarda yapılan elektroensefalograf (EEG) ölçümleri, bazı hayvanların gerçekten de rüya görebildikleri görüşünü desteklemektedir. Yüz elliden fazla memeli türünün uykuları üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda, yunuslar hariç, memeli hayvanların büyük bir kısmının rüya gördüğü gözlemlenmiştir. Köpekler ve insanlar, bazı araştırmacıların iddia ettikleri gibi, birbirlerinden çok da farklı özelliklere sahip değildir. Bir grup araştırmacı, 2 tür arasındaki farklılıkları araştırırken, aslında köpek ve insanların birbirlerine ne kadar çok benzediklerini keşfetmiştir. Köpekler ve insanlar, genetik ve fiziksel olarak %95 oranında birbirlerine benzer. Ayrıca, yine yapılan araştırmalarda farelerin uyku aşamalarının ve uyuduklarında meydana getirdikleri beyinsel aktivitelerin, insanlara oldukça fazla benzediği ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, bizimle benzer uyku aşamaları gösteren, REM şeklinde adlandırılan derin uyku aşamasını yaşadıkları kaydedilen hayvanların, rüya gördüklerine şüphe yok.

Uykunun en derini…

İnsanlar gibi, memeli hayvanların çoğunda da 2 çeşit uyku aşaması vardır. REM devresi ve SWS devresi. Bir köpek uykuya ilk daldığı zaman SWS evresindedir, yani beyin dalgalarının yavaş olduğu uyku evresinde. Buna zihnin uykusu da denir. Bu evrede, zihinsel faaliyetler yavaşlar ve yumuşak bir halde seyreder. Ama kaslar ve vücut, tam anlamıyla henüz serbest değildir.

Ondan bir sonraki aşama, REM aşamasıdır. Yani, hızlı göz hareketleri aşaması. Bu aşamaya vücudun uykusu da denilebilir. Bu aşamada vücut tamamıyla serbest bir haldedir, kaslar tamamen kendilerini salmış durumdadırlar. Vücut tamamen rahatlamış ve kendini bırakmış bir haldeyken, gözler ani ve hızlı hareketlerle kıpırdamaktadır. “Rüya evresi” olarak bilinen REM evresi, memeli canlıların yanı sıra, bazı kuş türlerinde de gözlemlenmiştir. Hatta, memeliler arasında yalnızca gagalı kirpinin, yani “ekidna”nın  REM uykusuna girmediği, diğer tüm memeli hayvanların REM uykusu yaşadıkları görülmüştür. Sürüngenlerde bir REM evresinin bulunmayışı, hem onların rüya görmediklerinin bir göstergesi olabilir, hem de REM uykusunun sabit vücut sıcaklığıyla (sıcak kanlılıkla) birlikte gelişmiş olduğunu düşündürebilir.

SWS evresinde, beyin dalgaları yavaş, dalgalı bir biçimde ve yüksek titreşimler halindedir, tıpkı hafif anestezi altındaki bir insan ya da hayvanda olduğu gibi. Bu aşamada, sevimli dostunuz oldukça sakin ve dinleniyor gibi görünür. Bu aşamada, hayvanlar da insanlar gibi kolay uyanır, çevreden gelen herhangi bir etki uykularını kolayca bölebilir. Aslında bu aşama, kasların tamamen gevşediği REM aşamasına bir geçiş aşamasıdır. 

REM aşamasında ise tam tersi bir biçimde, beyin dalgaları şiddetli ve düzensiz bir şekildedir, tıpkı uyanık olduğumuzdaki gibi. Köpekler, tıpkı insanlar gibi bu uyku aşamasında yapılan incelemelerde, yüksek beyinsel aktiviteler gerçekleştirmektedir. Eğer, kedi ya da köpek besliyorsanız; sevimli dostunuzda uyku esnasında gözlerinde, bıyıklarında, patilerinde ya da ağzında, rüya gördüğünü gösteren devinimleri gözleyebilirsiniz. Dostlarımızın rüyalarında koştuklarını varsaydığımızda; bacaklarını kıpırdatabilir, heyecanlandıklarında havlayıp, inleyebilirler.

Uykularının REM aşaması, sevimli dostlarımızın en zor uyandıkları ve tüm vücutlarının bütünüyle dinlendiği aşamadır. Bu derin fiziksel uyku aşamasında, sevimli dostlarımızın gözleri kıpırdar ve beyin dalgaları en yüksek seviyeye ulaşır. İnsanlar, tam bu aşamada uyandırıldıklarında rüya görüyor olduklarını ifade etmişlerdir. Büyük ihtimalle, sevimli dostlarımız da bu aşamada benzer şekilde rüya görmektedirler, tabi ki hiçbir dostumuz konuşarak bunu ifade edememiştir.

Rüya Tabiri Kitabın Var mı Sahip?

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) fareler üzerine yapılan araştırmalarda, tüm gün deney labirentleriyle meşgul olan farelerin, gece rüyalarında da labirentler gördükleri saptanmıştır. Bu araştırma, özetle şu şekilde yapılmıştır; labirentlerde görevlendirilen farelerin bu görevi yerine getirirlerken, insanlarda da yapıldığı gibi beyin dalgaları ölçülmüş ve özel bir makineye bağlanarak, beyinlerinin aktivasyon lekeleri saptanmıştır. Daha sonra, uyku aşamasında bu makinelere bağlanan farelerin beyin dalgaları ve beyinlerinde oluşan lekeler, labirent görevlerindekilerle büyük benzerlik göstermiştir. Böylelikle, farelerin günün anıları ve yaşanan olaylar gibi konularda rüya görebildikleri saptanmıştır. Bu deneyin üzerine, olay genişletilerek yine Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde, 2001 yılında yapılan araştırmalar sonucunda, kedi ve köpeklerin de rüya gördüğü, üstelik insanlar gibi, yaşadıkları ve deneyimledikleri olaylardan etkilenerek, olayların beyinde tekrarlarını yaparak bu süreci gerçekleştirdikleri açıklanmıştır. Bilim adamları, sevimli dostlarımızın rüya gördüklerini ispat edebilmek için, uyku sırasında beyin dalgalarını ve fiziksel değişimleri takip eden bir yol izlemektedir. Bu yol, aslında oldukça mantığa dayalı sonuçlar vermektedir. Çünkü insanların ve hayvanların beyin fonksiyonlarının çalışma şeklinin birbirine oldukça benzediği ortaya çıkmıştır.

Çok Güzel Bir Rüya Görüyordum!

Hayvanlar, uyku biyoritimlerini ayarlayabilmektedirler. Örneğin, tüm ev halkı uyuduğunda canı sıkılan ve bir gece avcısı olan minik kediniz, radikal bir kararla hayatını değiştirebilir. O da artık sizinle geceleri mışıl mışıl uyuyacak, yapacağı yaramazlıkları ev halkının da aktif olduğu, gündüzlere saklayacaktır. Kedilerin gece canları sıkıldığında tipik olarak yaptıkları davranışlardan biri; uyuyan sahiplerinin yüzüne yaklaşıp koklamak ve dokunmaktır. Eğer, bu davranışa herhangi bir tepki verir ya da daha kötüsü uyanıp onu severseniz, artık her gece bunu yaşamaya mahkum olacaksınız demektir. Minik pisipisiniz, bu davranışı öğrenecek ve uyku düzenini size göre ayarlamaktansa, keşfettiği bu yeni oyunu sizinle oynayarak gece kendini eğlendirmeyi tercih edecektir. Yine yapılan bir araştırmaya göre; genç hayvanların yaşlılardan daha sık rüya gördükleri saptanmıştır. Yetişkin köpekler, uyku zamanlarının %10-12’sini REM evresinde geçirirken, yavru köpeklerde bu zamanın çok daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Hiç şüphe yok ki, bir sürü yeni şey öğrenen sevimli yavrucukların beyinlerinin, bu bilgileri sindirebilmek adına daha çok dinlenmeye ihtiyacı vardır.

Uyku ve esneme hareketi, stres söz konusu olduğunda birbirine bağlı olarak gelişen durumlardır. Hayvanlar, istemedikleri bir şey onlara yaptırıldığında ya da stres altına girdikleri durumlarda, tıpkı insanlar gibi bu durumdan uyuyarak kaçınmak ister ve esnemeye başlarlar. Dikkat çekici nokta ise insanların da benzer durumlarda, benzer tepkiler göstermeleridir.

Artık sevimli dostunuzu uyuduğu esnada, koşarmış gibi hareketler yaparken ya da heyecanlanıp mırıldanırken görürseniz, rahatlıkla bir tavşanın peşinden maceralardan maceralara koştuğunu ya da karşı penceredeki erkek sarmanla flört ettiğini düşünebilirsiniz. Unutmamanız gereken önemli bir şey ise uyurken, kötü bir rüya gördüğü hissine kapıldığınız kedi veya köpeğinizi (özellikle köpekler için geçerli) uyandırmamanız gerektiğidir. Böyle bir durumda, sevimli dostunuz rüya ve gerçekliği ayırt edemeyebilir ve size güzel bir diş hatırası bırakabilir. Mırıltılarla dolu, huzurlu bir uyku sizinle ve sevimli dostunuzla olsun…

Zoolistan dergisi, Kasım 2005