8.02.2013

Çocuklar için uygun TV programı



Çocuklar hangi yaştan itibaren televizyon izleyebilir? Günde kaç dakika seyredebilirler? Hangi programlar uygun? Bu üç soru çocuk büyütmenin ilk üç yılında bir anne babanın cevaplaması gereken en zor sorulardan bence.

Araştırmalar üç yaşa kadar televizyon yok diyor, ama salonda televizyon olan bir aile bu yasağı nasıl uygulayabilir? Benim için bir muamma. Bir sürü dış faktörler var çünkü. Biz, çocuklar olmadan önce de televizyonu gündüz kapalı tutuyorduk. Şimdi haberler için bile açmıyoruz. Buna rağmen televizyon seyrettirmeden yapamadık. 

Zorluklarla dolu TV yolculuğumuz

En başta sorduğum sorulara cevap bulmaya çalışırken benim gençliğim aklıma gelmişti. Kendi evinde yasak olan şeyleri dışarıda adeta abartarak yapan arkadaşlarımı hala dün gibi hatırlıyorum. Evinde Nutella yasak olan bir arkadaşım ne zaman bizde olsa Nutellalı ekmekten başka bir şey yemek istemiyordu. Evinde televizyon seyretmesinin yasak olduğu başka bir arkadaşım bize gelince hep televizyon izlemek istiyordu, açık olan bir televizyon görünce önünde buz kalıbına dönüşüyordu. Yaaa, benim çocuklarım böyle olmasın!
‘Yasak kadar bir şeyi çekici kılan yoktur’ felsefesinden yola çıktık bu yüzden. Hayatı veya sağlığı ciddi tehdit etmeyen şeyleri tamamen yasaklamayalım dedik. Aşırıya kaçmadıktan sonra Leon ve Luka’ya her şey serbest ya da makul kurallar içerisinde yapabilsinler. Televizyon izlemek de bunlardan biri. Çünkü 1,5 yaşından beri ister istemez televizyon hayatınızın bir parçası oluyor.

Herkes birer sabotajcı mı?

Evde izlettirmesen bile çocukları olmayan ya da büyük çocukları olan bir arkadaşa, bir akrabaya gidince; ya televizyon açık oluyor ya da bebeğin için özel açılıyor. Bir anda bulunduğun savaşta kendini bir-sıfır mağlup hissediyorsun.

Kültür farkı mı?

Almanya’da böyle durumlar pek sorun yaratmıyor. Bir arkadaşıma sorduğumda ‘gittiğimiz yerde lütfen televizyonu kapatın, çocuklarımızın izlemesini istemiyoruz diyoruz’ dedi. Yani arkadaşının çocuğunu kendi evinde televizyon izlemekten mahrum bırakabilmen mümkün. Ancak bu Türkiye’de tabi ki kabul edilmez bir davranış olurdu, değil mi? Ehh, araştırmacılar güzel söylüyor ama kültür faktörünü hesaba katmayı unutmuşlar galiba. Demek istiyorum ki, bebeğin televizyonla tanışacak, hem de senin kararının dışında.

Peki hangi programlar uygun?

Televizyon izlesinler dedikten sonra iş daha kolaylaşmıyor maalesef, çünkü hangi programın uygun olup olmadığını öğrenmek gerçekten zor. Çocuk kanallarında programların hangi yaş grubuna uygun olduğunun yazması, bu programların gerçekten iyi olduğu anlamına gelmiyor. Çocuklarımız bunları izliyor ama anlamıyor olabilir!

Bu yüzden biz Teletubbies’le başladık. Oldukça uzun bir süre o şirin dört karakterin aktivitelerini ve şarkılarını takip ettik, hatta onlarla birlikte yapmaya çalıştık. Teletubbies’deki kardan adam gibi kardan adam yapalım dedik ve yaptık –ki bu model hala bizde konuşuluyor.

Caillou gibi yapalım mı?

Luka 1,5 yaşına gelince Leon Teletubbies’den sıkılmaya başlamıştı ve Caillou gündeme geldi. Akşamları 20 dakika televizyon izleyebiliyorlardı ve iki program ona göre ayarlandı. Caillou gibi elimi tutalım bakalım, Caillou gibi şunu yapalım, Caillou gibi bunu yapalım… Caillou benim ağzımdan düşmüyordu. Bu kel kafalı küçük çocuk bana ne kolaylıklar sağladı!

Tabi ki sonra erkek çocukların vazgeçilmez başka programları da var; Thomas ve arkadaşları, Chuggington, Bob der Baumeister/Bora usta, kırmızı küçük traktör gibi. Bunların program çizelgemizde yer alması kendiliğinden oluverdi. En azından öyle oluyor eğer benim gibi bazen ‘bugün onlar izlerken ben bu arada bir iş yapayım’ diyorsan. İşte o zaman programın son saniyesini kesinlikle kaçırıyorsun ve olan oluyor. Ardından başlayan yeni program veya program tanıtımı minik televizyon düşkünlerimizin ufkunu anında genişletiyor. Hele sonra oyuncakçı vitrinlerinde bunların örneklerini de görüyorlarsa…

Oyuna ilham olur mu?

Thomas ve arkadaşları, Chuggington ve Cars/Şimşek McQueen’de çocuklarla tekrarlayabileceğim ya da örnek vererek kullanabileceğim bir şey bulamadım açıkçası. Bunun için onları ya kitaplarla desteliyoruz ya da az oranda izlettiriyoruz. Buna rağmen onlar yine aylardır oğullarımın oyun ilhamlarıdır. Bob der Baumeister/Bora Usta ve Küçük kırmızı traktör’le iş gene de biraz farklı. O dizilerde gördükleri maceraları birlikte babaya anlatarak antreman yapmaya çalışıyorum. Her seferinde biraz daha akıcı anlatıyor büyük oğlum!

Seyrettiklerimiz dilimizden düşmüyor

Bugünlerde almanca Susam sokağına geçtik. İkisi gördükleri duydukları şeyleri benimle birlikte tekrarlamaya başladıklarından beri her akşamüstü Susam Sokağı izliyoruz. Her bölüm güzel olmayabilir ama gün boyunca ‘der, die, das…’ şarkısını söylüyoruz, rakam çalışıyoruz, Bert gibi çorap çiftleri buluyoruz, oradaki çocukların yaptıklarından örnek alıp aynısını deniyoruz. Tanıtılan mesleklerin çoğu zaten her gün karşımıza çıkıyor… Kısacası dilimizden düşmüyor. Ama öyle olabilmesi için tabi ki hep birlikte seyretmemiz gerekiyor! Ancak o zaman bir program gerçekten uygun bir program oluyor.