26.02.2013

Çocuklar için kolay doğal tedaviler



Çocuklarımız hastalandığında anne baba olarak endişelenmemek çok zor. Ancak endişe kötü bir doktordur. Sakin kalmak ve mantıklı düşünmek küçük meleklerimiz için çok daha faydalı olacaktır. Çünkü birçok rahatsızlığı etkili bir doğal yöntemle tedavi edebiliyoruz. Doktor değilim, ama gündelik hayatımızdan bazı örneklerle kullandığımız doğal tedavileri anlatmak istiyorum. Aralarından sana da yarayacak bilgi varsa, ne mutlu bana!
Arı sokması

Leon ve Luka yaz kış genelde yalın ayak dolaşıyor. Bahçedeki çimi ayaklardaki terliklerden dolayı hissetmemek kötü olurdu bence. Oğullarım da evin içinde ve bahçede ayaklarının özgür olmalarından çok hoşlanıyorlar. Çimimizdeki yoncaların açtıkları çiçeklerle birlikte arılar da bahçemize dolmaya başlar. Arı sokmaları o dönemlerde maalesef kaçınılmazdır. Arı sokmalarında olağanüstü bir doğal tedavi soğandır. Arının iğnesini aldıktan sonra yarım kesilmiş soğan 10-15 dakika sokmanın üzerine tutman yeterli olur. Soğanın etkisi arttıkça arı zehrinden kaynaklanan yanma hissi azalacak. Ayrıca arı sokmasının yeri de şişmeyecek. Çocuğunun birkaç saat sonra hafif bir kaşıntı hissetmekten başka bir rahatsızlığı olmayacak.

Kırıklık ve soğuk algını

Yıllar önce bir arkadaşımızın Çinli anneannesinden öğrendiği bir çay hazırlamıştı bize. O çay bize o kadar iyi geldi ki, o günden beri birimiz hastayken ya da kırıklık hissettiğinde yapılır. Biz ona bu nedenle Çin çayı diyoruz. Zencefilden, sarımsak, bal ve limon suyundan oluşan tarifi burada bulabilirsin. Soğuk algınlarında çocuğuna günde 1-2 kere bu çaydan içirebilirsin. Gerçekten çok iyi gelir!

Yanıklar ve vuruklar

Açık yara olmayan yanıklar ve vuruklarda hemen hiç vakit kaybetmeden soğuk su veya buz çok iyi gelir. Çocuğun cildi hassas olduğundan dolayı buzu direkt uygulamaktan kaçınmalısın, biz bu nedenle buzlukta tutulan soğutma pedleri kullanıyoruz. Yaralı el veya ayak birkaç dakika soğuk suyun altına tutmak  ya da kafasını çarptığı yere buzlu ped uygulamak genelde bir şişliğin oluşmasını engeller.

Burun akıntısı

Burun akıntısından sonra yaşanan tıkanmış buruna en iyi gelen şey tuzlu sudur. Bu muhtemelen herkesin bildiği bir tedavi yöntemidir. Eczanede satılan fizyolojik sulardan almak istemiyorsan yerine deniz tuzuyla hazırlanmış su kendiniz de yapabilirsiniz. Temiz havanın çok güzel bir “burun açıcı” olduğunu da unutma.

İshal

İshal çocuklarda tehlikeli olabilecek bir durum. Nedeni aşırı sıvı kaybıdır. Bu nedenle ishalde en önemli şey sıvı almaktır. Oğullarım ishal olduklarında ılık papatya ve rezene çayı gibi vücudu yormayan sıvılar veriyorum. Yemek olarak ishal engelleyici gıdaları tercih ediyoruz, yani rendelenmiş elma, muz, yağsız pilav ve tuzlu çubuk kraker. Yemek yemek istemiyorlarsa sıvılara 2:1 oranında azcık şeker ve tuz ilave ediyorum. Süt ürünleri ve gaz yapan gıdalar ishali şiddetlendikleri veya zorladıkları için kaçınıyoruz.      

Ateş durumları

Vücut ısısının yükselmesi bir hastalık değil, vücudun bir savunma mekanizmasıdır. Onun için onu bir an önce ilaçlarla baskılamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Ateşi düşürmektense, vücudun hastalıkla savaşmasına yardımcı olacak şekilde hareket etmek daha doğrudur bence. Oğullarımın vücut ısısı yükseldiğinde ilk olarak onları soyuyoruz. Üzerine ancak atlet ve ince pamuklu bir şort dışında kıyafetleri çıkartıyoruz. 39C’e olan ateş durumlarında bu genelde yeterli oluyor, çünkü vücut ısıları kabul edilebilen bir ısıya kadar düşüyor. Soğutulmuş ıhlamur ve papatya çayı, sulandırılmış meyve suları ve su gibi sıcak olmayan bol sıvı ve sulu meyveler sıvı ihtiyacı karşılıyor ki ateşli günlerde bu çok önemlidir. Ayrıca ateşin düşmesine yardımcı oluyor. Çocuklarım bacaklarına ıslak kompres yapılmasından hoşlanmadıkları için bunu hiç denemiyorum. Çünkü karşı koyarak ağlamak sadece vücut ısıları yükseltiyor. Yemek konusunda sevdikleri her şey bizde serbest, çünkü moral yüksek olunca vücut daha iyi savaştığına inanıyorum. Oda sıcaklığı çok fazla sıcak olmamasına da dikkat ediyorum. 

Gece alınan iyi bir uykuyla dinlenmiş bir vücut iyi bir savaşçıdır bence. Bu nedenle gündüzleri ateşi yukarıdaki yöntemlerle düşürmeye ve gözetlemeye çalışıyoruz. Ancak her şeye rağmen 39,5 C ve üstünde kalan ateşlerde ateş düşürücü veriyoruz. Akşam yattıklarında hala yüksek ateşleri varsa iyi bir uyku alabilmeleri için ilaç veriyorum oğullarıma. Yüksek vücut ısıdan dolayı artık baygın gibi duruyorsa -ki 40C ateşle 2,5 yaşındaki oğlum Luka baygın yatarken 4 yaşındaki oğlum Leon hala yemek yiyip oyun oynar- kol altlarına ıslak ılık kompres uyguluyoruz. Ama bu bugüne dek sadece bir kere gerekliydi. Düşmeyen aşırı yüksek ateşler, üç günden fazla süren ateş durumlarında ve ateşin dışında başka semptomlar görüldüğünde doktora başvurmak daha iyi olacağını unutmamak gerek.

Öksürük

Öksürük ateş gibi bir semptom, yani bir hastalık değildir. Birçok farklı öksürük türü vardır ve türüne göre davranmak gereklidir. Genelde ilk başta kuru başlayan öksürük ilerideki günler balgamlı bir öksürüğe de dönüşebilir. Antibiyotik hastalığın nedenine etkili olabiliyorken öksürük için bir tedavi yöntemi değildir. Antibiyotiklerin öksürüğe etkili olmadıklarını artık birçok araştırma göstermiştir. Öksürüğü ilaçla baskılamak yerine bol ılık sıvı alarak balgamın çıkartılmasına yardım edebilirsin. Ihlamur ve adaçayı bu konudan çok iyidir. Zencefil de öksürük konusunda oldukça etkilidir. Süt ise balgam çoğalttığı için öksürükte maalesef uygun bir içecek değil.

Üç haftaya kadar süren öksürük çocuklarda normal sayılıyor. Bol sıvı ve göğüs kısmını sıcak tutarak genelde öksürükten kurtuluyor. Tüm hastalıklarda olduğu gibi öksürükte de temiz hava solumak ve bizim sakin davranmamız çocuklarımıza da önemli oranda yardımcı oluyor.

Biz çocuklarımızın sağlığını riske atmamakla birlikte hiçbir hastalık için doktora başvurmak zorunda kalmadık. Bilinçli ve sakin davranarak bugüne kadar her hastalık durumunu kontrol altına alıp üç günde atlatabildik. Başından beri çocuklarımıza neleri neden yapacağımızı anlattık. Öneminin ne olduğunu da söyledik. Belki ondandır Leon ve Luka hastalık durumlarında söylediklerimizi dinliyorlar. İştahlarını genelde fazla kaybetmezler zaten ama yine de iştahsız olunca söylediklerimiz içip yiyorlar.