12.02.2013

Çocuğunun en iyi arkadaşı bir köpek olsun! (1)



Çocuk niye köpekten korkar? Köpek niye çocuğu ısırır? Bu sorular bir genelleme. Ama yine de birçok ailenin aklında olan sorular bunlar. 1994 yılında yapılan bir araştırmaya göre; A.B.D.’de her yıl 1 milyon kişi köpek tarafından ısırılıyor. Bunun %60-70’ini çocuklar oluşturuyor. Erkek çocuklar, kız çocuklardan daha fazla ısırılıyor. Çocukların üçte biri, aile köpeği tarafından ısırılıyor.

Ben, her çocuğun en iyi arkadaşının bir köpek olmasını dilerim. Çünkü bu dostlarımız, hem inanılmaz sadık arkadaşlar hem de çocuklara çok şey öğretirler. Ancak, yukarıdaki genellemeye taş çıkartacak bir çocuk ile köpek arkadaşlığının oluşmasının en büyük yardımcıları anne ve babalardır. Benim başımdan geçenleri anlatacağım sana. Herhalde bir hafta sürer, umarım beğenirsin.

Neredeyse, gördüğüm hiçbir köpeğe dokunmadan geçemem. Bir sokak köpeği gördüğümde onu çağırıp, onunla konuşup, onu okşamadan edemem. O kuyruğunu sallasa da, bana hırlasa da. Çok iyi biliyorum, hırlayan bir köpeğe yaklaşmak pek akıllıca bir iş değil. Fakat, bu konudaki içgüdülerime ve bilgilerime güveniyorum. Zaten hep sürü gibi kokuyorum, ki bu bir avantaj. Hangi köpeğe nasıl yaklaşılması gerektiğini iyi biliyorum. Bunu da anneme ve babama borçluyum. 

“Bu çok saf, en sonunda ısırılacak” diye düşünebilirsin. Ama ben zaten ısırıldım. Hem de üç kere! Ve o zamanlar, henüz çocuktum. Köpeklere karşı dayanılmaz aşkım, dört yaşındayken başladı ve annemler sayesinde, ısırılmalarım köpek sevgimi asla azaltamadı.

Kulağımı Bırak Diyorum Sana!

Tanıştığım ilk köpek, Alman Çoban Köpeği büyüklüğünde, siyah, uzun tüylü bir melez köpekti. Barry adlı bu köpek, dedemin köpeğiydi. Ben dedeme tapıyordum ve annemin anlattıklarına göre; çok sayıda torunu olmasına rağmen, dedemin gözbebeği sadece bendim. Her çocuk gibi, o yaşta henüz korkularım yoktu. Bilirsin, çocuklar hiçbir hayvandan korkmaz. Bu korkuları, zamanla aile ve çevreden edinirler. Ziyaretlerimizde, Barry ile güle oynaya zaman geçirirmişim ama aklımda hep ata binmek varmış. Boylarımız, zaten minyatür bir at ve onun jokeyine benziyordu.

Bir gün, annemler bir hata yapmış. Barry ile ben onlardan ayrı bir odadaymışız, yani kontrol altında değilmişiz. Hata, bizi yalnız bırakmaları olmuş çünkü çocuklar, istemeden de olsa köpeklere eziyet çektirebilir. Çocukların zıplamak, hoplamak ve koşmak gibi hızlı hareketleri ve özellikle heyecanlandıklarında çıkardıkları yüksek sesler köpekleri korkutabilir. Ayrıca, çocuklarla bir kez kötü tecrübe yaşamış bir köpeğin, artık çocuklara karşı ne tepki göstereceği kestirilemez. 

Küçük ben ise Barry ile yalnızken, aklındakileri gerçekleştirmek istemiş. Nasıl yaptım, sormayın, herhalde sandalyeye çıkmışım. Neticede, ata binermiş gibi Barry’nin üstüne binip, bu şekilde odaya girmişiz. Onu kulaklarında tutup, “yürü” ve “dur” gibi emirler veriyormuşum. Şaşkınlık ve korkuyla bizi seyreden annem, babam ve dedem, Barry’nin hiçbir şey yapmadığını görmüşler. Tabii ki, beni hemen onun üzerinden indirmişler. Annem bana, bunu niye yapmamam gerektiğini, Barry’nin kızıp beni ısırabileceğini anlatmış.
Biz ne zaman dedeme gitsek, Barry arabanın sesini duyar duymaz bahçeye koşup, çitten atlayarak beni karşılıyormuş. Tabii ki, daha sonraki ziyaretimizde ben yine Barry’nin üstüne çıkmışım. Annemler o zaman “En sonunda herhalde ısırılacak” diye düşünmelerine rağmen, onların gözü önünde Barry ile atçılık oynamama izin vermişler. Bugün düşündüğümde, bu çok riskli bir karardı çünkü çok farklı sonuçlanabilirdi. Ayrıca, başka bir köpekte de bunu deneyip, çok kötü ısırılabilirdim.

Ben bunların hiç birini hatırlamıyorum çünkü dedem, ben beş yaşındayken kanserden öldü. Barry, bana asla zarar vermedi. Bu da belki dedemin bana, Barry’nin de dedeme tapmasının bir sonucuydu. Zira, günler boyunca dedemin boş yatağının yanından yattıktan, mama yemeği, su içmeyi ve ihtiyacını gidermeyi reddettikten sonra, Barry’yi uyutmak zorunda kaldılar. Dedeme olan aşkı sonsuzdu… 

Yarın: Çocuğunun en iyi arkadaşı bir köpek olsun! (2) - Hey ufaklık, beni çok korkuttun!