18.03.2013

Doğumun mirasıyla barışık olmak

Leon 3 aylıkken

Geçen gün bana bir okuyucumuz çocuklarla ve köpeklerle yaşadığımız hayatın yoğun ama sanki kolay göründüğünü söyledi. Hiç öyle değil ama! Leon ve Luka birçok çocuktan belki daha kolay olabilir. Yine de yaşları bu kadar yakın olan iki çocuk büyütmek kolay değil. Muhtemelen her annede oluğu gibi doğumlardan sonra bende de bir takım değişiklikler yaşandı. Fiziksel ve sinirseldir. Bugün, bu “doğum mirasıyla” barışık olmaya çalışıyorum…

Çocuklarımız çok rahat ve serbest büyüttüğümüz için çok zor çocuklar değildir. Birçok konuda serbest oldukları için hızlı öğreniyorlar ve karşılık olarak bizim hayatımız daha rahat oluyor. Tabi ki dairede oturmuyoruz, bunu da unutmamak gerekiyor. Yani gürültü yaptıklarında bir sorun olmuyor, onları sakin ve sessiz oynamaları için uyarmamız gerekmiyor. Leon ve Luka’yı yemek ve uyku konularında da biraz sıra dışı yöntemlerle serbest büyüttük. Bu yöntemler bizim daha rahat olmamızı sağladı ve dolayısıyla çocuklarımıza huzur verdi.

Yine de, yaşları bu kadar yakın olan iki çocuk büyütmek kolay olmuyor. Hele ikisi erkekse… Biri tam iki yaş sendromundan çıkmıştı ki, diğeri girdi. Tüm konularda öyleydi. Leon’da “off nihayet bitti” derken sıra Luka’ya gelmişti. Hala da öyledir. Bez konusu bitmedi ve anaokuluna alıştırmak nasıl olacağı meçhul. Birbirleriyle oynamaya başlayıncaya kadar hiç bir şeye vaktimiz olmadı. Çünkü ikisi ayrı ilgi istediler ve birbirlerini kıskanmamaları için bazen dört dönüyorduk. Tüm bunları biliyorduk iki çocuk arka arkaya yaptığımızda. Yine de bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştik. Ama neyse, ileride rahat edeceğiz ya, o düşünce bize yetiyor.

Oldukça zor olan 2 yıl, değişikliklere neden olmadan geçmedi. Dünyanın hem en sakin olan hem de her yerde her zaman uyuyabilen bir insanı olarak tanıdığım eşimin bazen sinirden uyuyamadığını gördüm. Yani çocuklar bu kadar yıpratıcı olabildi. Bende arka arkaya olan iki doğum farklı izler bıraktı. İkinci hamileliğimde hala emzirdiğim için hormonel değişiklikler gibi tüm değişiklikler ancak ikinci doğumundan sonra meydana geldi. Eskiden acı yemekleri severdim ancak hamilelik ve emzirme dönemlerinde acıdan kaçındım. Luka memeyi bıraktığından beri öyle acı yemekler yiyorum ki anlatamam. Kahvaltıda bile acı sos veya acı biber yiyorum. Aynı şekilde eskiden kahvaltıda asla tuzlu bir şey yemezdim. Şimdi ise kahvaltım peynir yemeden güzel olmuyor.

Migren, kaşıntı ve kilolar

Kilolarımın eski haline gelmediğini söylemeye gerek yok herhalde. Hep zayıf bir insandım. Leon’a hamile kalmadan sigarayı bırakmıştım ki bu da bana kilo yarışına girmeden 2 kilo kazandırmıştı. İlk hamilelikte 18 kilo aldım. Doğumdan sonra ikinci hamileliğe kadar ancak 13 kilo verebildim. İkinci hamileliğimde 14 kilo aldım. Bunları hemen verebildim. İkinci hamileliğimden önceki kiloya kolay döndüm. Ama ondan sonra tık yok. Bir yıl geçti, iki yıl geçti, yok, o 7 kilo hiçbir yere gitmiyor. Zar zor, diyet ve sporla iki kilo daha verebiliyorum, ama hala 5 kilo fazla kaldı. Sporu bıraktığım anda o iki kilo geri geliyor. Göbek ve kalçada olmasaydılar, neyse derdim…  Hep küçük olan göğüslerim eskisinden iki numara daha büyükler. En azından buna sevinen var. Onların küçüleceği yok zaten. Göğüslerimle barıştım. Göbek ve kalçalarımla hala savaşıyorum…

Ama bunlar kolay şeyler. Gerçekten zor olan, bilinçaltında fark edilmeden olup bitenler. Luka 6 aylık olduktan sonra bende, bugün sinirsel olduğunu bildiğim, farklılıklar oldu. Yüzümde kızarıklıklar oluştu ve onlar dönem dönem azalıyor veya şiddetleniyordu. Hala da öyledir aslında. Stresle ne kadar barışıksam o kadar azalıyorlar diyebilirim.

Hayatımda baş ağrısı çekmeyen bir insandım ve artık migrenim var. Birkaç gün boyunca süren stresli durumlarda yanaklarım bir anda kızarmaya ve arkasından kaşınmaya başladı. Bu kaşıntı boynuma kadar indi ve kaşınan bu kızarıklıkları yok etmek mümkün değildi. Bebek pudrası sürüp kurutmaktan başka hiçbir şey işe yaramıyordu. Stres daha da büyük olduğu durumlarda ilaveten boynumda ve dekoltemde de kaşıntılar oluyordu. En ilginci, 14 yıldır iki bel fıtığıyla yaşıyorum. Düzenli jimnastik yapmadığımda ve stresli zamanlarda hep onlar tutuyor. Ancak çocukların yarattığı stres çok farklı demektir. Çünkü bu kadar stres belirtileriyle uğraştım ama bel fıtıklarım aralarında yoktu.

Bu dönemde yaşadığım stresi otojen gevşeme yöntemiyle azaltmaya çalıştım. Her gün üç kere egzersiz yaptığımda stresim önemli oranda azaldığını hissediyordum. Ancak esas değişiklik başka zaman oldu. Luka ve Leon birlikte oynamaya başladığından beri stresim fark edilir şekilde azaldı. Kaşıntılardan tamamen kurtulmuş oldum. Migrenim artık çok nadir tutuyor. Bunlar bana gösterdi ki yaşları çok yakın olan bu iki minik dünya tatlısı beni bazen öyle bir strese sokabiliyordu ki, stres vücudumda bir yerden dışarıya vurmak zorunda kaldı. Bugün çok mutluyum, çünkü bunlar geride kaldı. Kalan tek şu birkaç kilo, belki bir gün onlardan da kurtulurum…