25.03.2013

Kedilerin bizi nasıl oyuna getirdikleri


Zita bir fındık faresinin topraktaki deliğin başında saatlerce hareketsizce bekleyebilir. Ancak iş ilgimizi çekmeye gelince sabrı inada dönüşüyor. Sabırla beklemek hiç ona göre değil! Hele bizi kandırmak için bu kadar yol varken…

Tıpkı Zita gibi Gümüş de gençken ilgimizi çekmeyi biliyordu. Şuanda sevilmek için tam zamanı olduğuna karar verdiğinde o ŞİMDİ’yi çok net anlatabiliyorlar. Örneğin, Gümüş okuduğum gazetenin tam ortasına inatla yerleşiyordu. Kaç kere onu kovduğum hiç önemli değildi. Her defasında geri gelip “mırık” deyip aynı yere yatardı.

Benimle oyun oynamaya karar verdiğinde genç Gümüş hayali bir farenin peşinden koşardı, ta ki ben onu izleyip yanına gidene kadar. Kendisi herhalde “nihayet, sen oyunu anlayıp katılana kadar ama zaman geçiyor” diyordu.

Başka bir kedi uzun bir süre için hiç kıpırdamadan dimdik bana bakardı. İnsan ister istemez bunu en sonunda fark eder. Fark eder etmez bundan nasıl rahatsız oluyordum! Tabi ki hemen onu çağırırdım. O da mırıldana mırıldana gelirdi.

Bugünlerde Gümüş beni sinir eden yeni bir hareket yapıyor. Masaya atlayıp çalıştığım laptopun yanına geliyor. Kafasını laptopa sonra da elime öyle bir sürtüyor ki yazı yazamıyorum. Kesinlikle ilgimi çekmeyi başarmış durumda, ama bu ona yetmiyor. Hayır, o tam önüme yani klavyenin üstüne yatacakmış!
Senin kedinin ilgini çekmek için ne oyunları çevirdiğini bizimle paylaşırsan seviniriz!