6.03.2013

Bir sürünün parçası olmak





Bizim köpek sayımız 11’e nasıl yükselebildiğine eminim merak ediyorsundur. Evet, bu nasıl oldu? Tıpkı piyangodan milyoner olunduğu gibi. Tamamen tesadüf…
Bazen işte sadece oluveriyor. Yani kendiliğinden demek istiyorum. Onu bulduk, bunu sahiplendik, şu bize verildi, öyle başladı gitti işte. Önemli olan oluşan durumla mutlu olmamız, değil mi? Hiç şüphen olmasın, biz 11 köpeğimizle mutluyuz! Köpeklerin sosyalleşme ve söz dinlemesi bizde konu olmuyor, bizde bu gündelik hayat. Onsuz hayatımız yürümezdi. Bir arkadaşım bana bir kere şunu demişti: anaokulu gibisin. Çok haklıydı! Biz hakikaten anaokulu gibiyiz. Herkese dikkat etmemiz gerekiyor, kimsenin sıkılmamasına, yeterince oyun oynaması, dolaşması, koşmasına dikkat etmemiz gerekiyor. Tabi ki tüm bunların en azından aşağı yukarı uyumlu bir şekilde gerçekleşmesi gerekiyor.




İş çok mu?








İş çok mu? Kesinlikle! Çok iş, çok! Her gün kahvaltıdan önce evimizi komple süpürüyoruz. Normal bir elektrik süpürgesi buna yetiyor mu? Muhtemelen hayır, ama biz yılda bir kere yeni bir tane almaya alıştık. Hele yağmurlu havalarda ilaveten yeri de silmek gerekiyor. Günde kaç kere yerleri sildiğimizi bilmiyoruz. Saymaktan vazgeçtik. Keşke yaz hiç bitmese… Sabahleyin evi süpür, köpekleri bırak, mama ver, yaptıkları kakaları topla, hepsini eşimle birlikte yaptığımızda 1,5 saat sonra kahvaltıyı hazırlayabiliyoruz demek.






Mama çok mu tutuyor? Tahmin bile edemesin! Ayda yaklaşık 80 kg Super Premium mama demek. Bunu nasıl ödediğimiz biz bile bilmiyoruz. Ödeniyor bir şekilde. Aç kalamazlar ya. Mama ihtiyacımız olunca kampanyaları takip edip 2-3 aylık stok alıyoruz işte.






Arabamız büyük, stationdan başka bir araba bizim için olanaksız olurdu. Aynı anda 2-3 köpek sığmak zorunda. Büyüklerden…






Tatile gitmek de olanaksız tabi ki. Bir ev dolusu köpeği hiçbir yere bırakamazsın. Biz iki üç günlüğüne bir yere gitmek istiyorsak birini köpeklerimize bakması için bulmak zorundayız. Sabah akşam gelip mama vermesi gerekiyor. Daha fazlasını isteyemedik henüz, bu nedenle hala 5 günden uzun bir süre için bir yere gidemedik. Daha uzun bir tatil planlayacaksak biri evimize taşınmak zorunda kalacak artık.






Lider kim?






Peki, alfa köpeğin kim diye sorarsan, pek emin değilim. Tabi ki her şeyden önce ben. Çünkü olmak zorundayım. Ama köpeklerin arasında durum değişiyor. 11 köpek olunca hepsi aynı anda aynı yerde olmuyorlar. Bahçede Kira ve Şiva çok uzun bir süre yan yana yaşadıktan sonra bir Pazar, sabahın köründe, aralarında bir liderlik kavgası yaşanmış, ardından Şiva’ya dikiş atılması gerekiyordu ancak liderlik şartsız koşulsuz ona geçmişti. Kulübesinin içinde yatıyorsa diğer tüm köpekler neredeyse sürünerek önünden geçiyor.








Evin içinde durum farklı, orada liderimiz Lili. Asker gibi herkesi sıraya dizebiliyor. Kimsenin ağzını da açtırmıyor. Ancak Lili biraz fazla sert bu konuda. Bir kere hırrr dedikten sonra ikinci kere hırr demiyor işte. Zamanında Şiva onu kulağından kapıp yerini göstermişti. O zamandan beri yeni katılan her köpeğe Lili aynısı yapıyor. Yani ondan sonra gelen her köpeğin bir yerinde Lili’nin diş izleri var. Bu yüzden küçük köpekleri ondan uzak tutmayı tercih ediyoruz. Ne olur ne olmaz.








Ufaklar arasında liderlik kavgası halen sürüyor. Thea yavruyken minadan ondan çok çekmişti. Thea büyünce Mina ona baskın davranıyordu. Şimdi Mina’nın yavrusu Yuki de 10 aylık oldu ve yavruyu korumak gibi bir derdi kalmadı. İşte o zamandan beri Thea Mina’ya baskın davranıyor. Yuki yaş gereği henüz ciddiye alınmıyor. Büyüklerle araları nasıl mı dersin? Zando, Tara, Maya, Gypsi ve Liz ufaklıklarla süper anlaşıyor. Akşam Mina merdivenin önünde durup havladığı zamanlarda kimse ona bir şey demiyor, Lili bile. Ama her seferinde bizim kalbimiz duruyor, bunu söyleyeyim. Su kabından sırayla su içiyorlar, mamalarını farklı yerlerde yiyorlar. Hepsinin ayrı mama yeme yeri var.






Sürü mü, tek mi?






Bir sürü ile yaşamak kolay değil tabi ki. Ancak güzel tarafları da var. Köpekler müthiş hayvanlardır. Altı Labrador ama her biri farklı bir karaktere sahip. Irka has ortak noktaları var, ama her birinin güçlü ve zayıf yanları, karakterleri farklıdır. İhtiyaçları olunca birbiriyle koşturuyor veya oyun oynuyorlar. Bu salonda olunca pek hoş olmuyor ama neyse, Leon’un kurduğu tren yolu bazen yeniden inşa edilmesi gerekiyor.








Yıllar önce bir arkadaşın küçük çocuğu beni köpeklerle görünce bana “Sen köpek gibi davranıyorsun” demişti. Annesi utanıp anında benden özür dilemişti. Ancak benim için hayatımda aldığım en güzel iltifat idi! Evet, köpeklerle yaşamak işte budur. Sürünün bir parçası olmak.






İtiraf ediyorum, çok köpek, çok masraf, çok iş ve çok kir demek. Havlamak bizde bazen domino oyunu gibidir. Köpeklerin biri başlıyor ve ardından gürültü çoğalıp herkesin havlamasıyla bitiyor. Ne bitmesi… Sanki ev yıkılıyor. Ama çok ta eğlenceli! İlk ve son baharda onlarla plajda yürüyüşe çıkmak, kışın orman yürüyüşlerine çıkmak, yazın denizde oynamak ve bahçedeki fıskiyeyle oynamak bambaşka bir zevk! Hele kışın üç dört tane ile koltukta uzanmak vazgeçilmez bir güzellik. Hiç birini vermek istemem. Bir şey eksik olurdu o zaman. Bir de inanılmaz bir alarm sistemidirler. Dışarıdaki havlama şekline bağlı içeridekiler de bazen havlıyor. O zaman bakmaya gidiyoruz. Biz olmadan zaten kimse bahçeye bile girmiyor. Tamircilerden örneğin biri gelecekse, daima öncende telefon açıp tüm köpeklerin bağlı veya kapalı olduğundan emin oluyorlar…






Köpeksiz bir hayatı hayal edebiliyor muyum? Asla. Eşimle 20 yıl sonrası için kurduğumuz hayallerin ve planların daima en az iki köpek de bir parçasıdır!