9.03.2013

Kısırlaştır(ma)mak mı?


Geçen gün bir takipçimiz bana köpeklerin kısırlaştırılmasının mı yoksa kısırlaştırılmamasının mı daha doğru olduğunu sordu. Özellikle erkek köpeklerinin her yeri işaretlemesi ve dolaştırırken çekiştirmesi kısırlaştırıldıktan sonra azalır mı diye. Dişi konusunda tecrübelerimiz bol, ancak tek erkek köpeğimiz Zando’dur. Üstelik burada, yani köyde yaşam farklıdır. Ama onunla bir yıla kadar Büyükşehrinin tam göbeğinde yaşadım. Erkek köpeklerinin sorunları kolay unutulacak gibi de değil. Yine de bir köpekten geneleme çıkmaz deyip köpek davranış ve eğitimi uzmanı Ahmet Okay'a sordum. İyi ki de sormuşum…

Kızlar

En iyi bildiğim dişi köpeklerle başlayayım. Herkesin aklına ilk gelen şey kızların kanaması. Yılda iki kere girdikleri kızışma dönemlerindeki kanama çok kötü değil, bunu söyleyebilirim. Tabi ki aşırı temiz ve titiz bir insan değilsen. Küçük ırklarda neredeyse fark etmiyorsun. Büyük ırklarda tabi ki daha belirgin. Ama ilkinden sonra dişiler kendilerini çok güzel şekilde temizlenmeyi öğreniyorlar. Evlerde halıfleksin artık kalmadığı bir dönemde yaşıyoruz ve parke, laminat veya fayansları silmek kolay. Zaten sadece kızının yattığı yerde ve kalkınca ilk adımları attığı yerlerde kan göreceksin. Koltuğa bir battaniye serdikten sonra iş bitiyor aslında.

Akla gelen ikinci soru genelde karakter değişimi oluyor. Bence dişi her yerde dişidir ve tıpkı bizim gibi onların ruh hali değişiyor. Bazılarında az, bazılarında çok. Bana göre dönemlerinde ve ardından biraz daha sevgiye aç oluyorlar. Ancak başka köpeklere karşı daha agresif davranıyorlar. Neticede herkes arkalarını kokluyor ve bundan hiç ama hiç hoşlanmazlar.  Kısırlaştırılınca karakterleri bence çok fazla değişmiyor. Biraz daha sakin ve tabi ki sahibine daha bağlı olurlar. Çünkü hormonların değişimine maruz kalmıyorlar artık.

Dişi köpek söz konusu olunca erkek köpeklere de değinmek zorundayım. Bu, kızını kısırlaştırıp kısırlaştırmamasını düşünen kişilerin genelde aklına gelmeyen bir konudur. Ama önemli bir konu. Bence o kadar önemli ki, eğer yavrularım olsun demiyorsan kızını kısırlaştır diyeceğim kadar. Bir sürü erkek köpeğin kafalarını karıştırmadan, onların kavga sebebi olmadan ve sahipleri sinir küplerine dönmeden lütfen… Döneminde olan bir dişi varken, onlar köpeklerini salamıyorlar. O saate kadar ne kadar söz dinlemişlerse, o koku burunlarına geldiği anda unutuveriyorlar işte. Akıllarında tek bir düşünce var. O düşünce ve köpeği arasına ne sahibi girebilir ne de başka bir köpek… Biraz abartmış olabilirim, ama döneminde olan bir dişinin kokusunu alan erkek köpeklerinin durumu aşağı yukarı böyle.

Bunun dışında kısırlaştırılmamış kızını tabi ki o erkeklerden koruman gerekiyor. Hem erkek köpekleri o dönem boyunca istekli oluyor hem de kızları dönemin sonunda hamile kalabildiği günlerde tutmak zor. Bahçeden kaçmaya çalışırlar örneğin. İki dakika gözünüzden kaçırmanız yeter.

Delikanlılar

Zando’yu örnek verirsem, kısacası gözü dışarıdadır. Döneminde olan dişi varken inliyor, her yere işaret bırakmaya çalışıyor. Buna maalesef bazen evin içi de dahildir. Biz de döneminde olan dişi yokken bile dışarıya kaçmak için fırsat kolluyor. Gezecek, izini bırakacak, gelecek işte. Merkezi bir semtte yaşarken Zando henüz 1,5 yaşında olmasına rağmen durum çok farklı değildi. Zando’yu çok iyi eğitmiştim. Her kaldırımda oturup bekliyor ancak komutum üzerinde karşıya geçerdi. Hiç çekiştirmeden yürürdü. Tabi ki döneminde olan bir dişiyle yolumuz kesişmediyse. Öyle bir koku olunca benim gitmek istediğim yol ve Zando’nun takip etmek istediği izleri maalesef uyuşmuyordu. Ancak bu sadece sorunun biriydi. Her yere işaret bırakmak istemesi ayrı bir dertti. Buralarda sorun yok ama şehir merkezinde bu hiç komik olmuyor. Tüm dükkan sahipleriyle düşman olmamak için Zando’yu kısa tutup parka kadar yanımdan 20cm ayrılmasına bile izin vermezdim. Yoksa her direk, her saksıdaki çiçek bacağını kaldırıp bir iki damla  da olsa işaretini bırakırdı.

Kısırlaştırılmış erkekte bu durum farklı mı? İşte o soruya ben cevap veremem, çünkü kalabalık bir yerde kısırlaştırılmış erkek köpeğim hiç olmadı. Burada köyde oldu ama fark etmiyor, fark edilmiyor. Serbest gezmek burada başka… Bir kere tattıktan sonra bir daha vazgeçilmiyor. Bu nedenle köpek davranışı ve eğitimi uzmanı Ahmet Okay’a sordum.

Kendi gözlemlerine göre kısırlaştırılmamış köpeklerin bir takım sahipleri tarafından istenmeyen davranışları var. İnsanlara ya da köpeklere karşı (ya da kedilere karşı; Zando’muz başından beri Gümüşü bir iş için belirledi) gösterilen çiftleşme davranışlarının yanı sıra dişi ve erkek köpekler çiftleşmek için evden kaçıyor veya dişi köpek yüzünden erkek köpekler kavga ediyor. Evin işaretlemesi, dişi köpeğin dönemi yaklaştığında ya da dönemi boyunca ev içerisine çişini kaçırması, erkek köpeğin işaretleme için yürüyüş sırasında sürekli durup yön değiştirmeye zorlamaya çalışması ya da o yöne doğru sizi çekiştirerek adeta sürüklemesi gibi problemler sıklıkla yaşanıyormuş. Sadece bizim Zando’muz öyle değilmiş demek…

Ahmet Okay, bu problemlerin itaat sorunlarını da beraberinde getirdiğini de vurguladı. Zando’nun döneminde olan dişi kokusu alınca sağa sola çekiştirmesi gibi… Özellikle erkek köpeklerde sıklıkla karşılaşılan sorunların nedenlerden biri hormonlarmış. Benim hakikaten dikkatimi çeken bir şey dedi Ahmet Okay bu konuyla ilgili. Oğlunun 10. aylarında testosteron seviyesi en yüksek seviyeye geldiğinde, diğer erkek köpeklerin bu yüksek testosteron seviyesinden dolayı oluşan koku sebebiyle oğlunu cezalandırmalarına sebep olabiliyormuş! Ama dahası da var! Daha sonrasında, dört patili dostun, karşılaştığı saldırı sebebiyle ona saldıran köpeğin ırkına karşın bir agresyon oluşturabilir. Bu nedenle Ahmet Okay özellikle erkek köpek sahiplerinin bu dönemde daha dikkatli olmasını öneriyor. Genelleme yapamamakla birlikte kısırlaştırmanın bu konular üzerinde çözüm sağlama ihtimalinin yüksek olduğuna inanıyor.

Kendisi bu konuyla ilgili eğitmen akademisinden aldığı istatistikleri de verdi. O istatistiklere göre kısırlaştırılmasıyla erkek köpeklerin başıboş dolaşması %90 oranında, eve işaretleme ve işaretleme yapmak için duraklamalar ve çekiştirmeleri de %50-60 oranında azalıyormuş. İnsan ve köpeklere karşı sergilenen çiftleşme davranışlarında %50-60 oranında, dişi sebebiyle çıkan kavgalar da %50-60 oranında azalma tespit edilmiş. İlaveten tutarlı ve doğru yönlendirici bir eğitim verildiği takdirde bu oranlar daha da yükselebileceğini vurguladı. Spor köpeklerinden de örnek verdi Ahmet Okay. Onlar kısırlaştırıldıklarında dikkatlerini çok daha iyi topladıkları görülmüş. Kendisi köpekleriyle agility yarışmalarına katıldığı için bu konuda oldukça iyi izlenimler edindiğine inanıyorum. Yani, dişi olsun erkek olsun, hormonlar eğlence trenine binmeyince köpekler çok daha iyi söz dinler!