5.03.2013

Keskin bakış - Çocuklarımın bıçak kullanımı


Bu sabah kahvaltı ederken Leon’un çatal bıçağı ne kadar iyi kullandığı gözüme çarptı. Aslında çok da beklenmedik bir durum olmaması gerekirdi benim için. Ancak o kadar güzel kullanıyordu ki, ben bile şaşırdım ve videoya çekmeden yapamadım. Sana anlatmam lazım dedim bizim keskin dünyaya giden yolculuğumuzu. Henüz 4 yaşında olmayan büyük oğlum yaklaşık bir buçuk yıl önce bıçaklarla tanışmıştı…

Bize gelen tüm misafirler gibi sen de “aman, 2 yaşındaki çocuğun eline bıçak verilir mi, bir tarafını keser,” dediğini duyar gibiyim. Hayır, çocuklarıma özgürlük tanımakta abartmadım. Tam tersi, son derece bilinçli hareket ettim.  Çocuklarımız 5 aylıkken gıdalarla tanıştıklarından beri hep birlikte yemek yiyoruz. Çocukların dikkatinden hiçbir şey kaçmaz ya, sofrada bıçakların durduğunun ancak onların olmadığının farkındaydılar! Er ya da geç merakları sarıyordu.

Biz de her sorumlu anne baba gibi onlara çocuklar için plastik bıçaklarından verdik. Şimdiye kadar her şey normal gidiyordu yani. Elleri alışınca mutfak işlerinde de yardımcı olmak istediler, tabi ki başında gelen istekler bir şeyler kesmek oldu. İşte o zaman onlara bıçak kullanmaya öğretmem gerektiğine karar verdim. Çünkü gözümün önünde bu tarz senaryolar beliriyordu. Oğullarımdan biri merak ettiği için ben mutafta iş yaparken gizlice bir bıçak tezgahtan çalar ve artık elinde bıçakla heyecanla hızlıca uzağa koşar. O telaşta ya düşerse? Bizim her gün defalarca elimize aldığımız o aletlerle çok dikkatli olmaları gerektiğini bilmeleri daha iyi olacağına inanıyordum. Hala da öyle düşünüyorum. 

Daha önceki post'larımın birinde de söylediğim gibi mutfağımızdaki tüm bıçaklar kör. Buna çok dikkat ettim. Arada sırada bıçakları bilemekten vazgeçip tüm bıçakları denedim. Keskin olanları kilitledim, kalanlar da kolayca parmağımı kesmedi. En iyi kesen bıçağımız tırtıklı olan çıktı. Onunla meyve ve sebze iyi kesiyorsun ancak istesen de parmağını kesemezsin. Artık Leon ve Luka mutfakta bize yardım edebiliyordu!

Tabi ki bıçakların tehlikesi sadece el kesmekten ibaret değil. Birbirini yaralayabilirlerdi. İşte bunu önlemek için bir takım kurallar koydum. Oğullarımdan sadece biri bıçakla çalışabiliyordu. Diğeri beklemek zorunda ve bunu uzakta yapmalıydı, hala da öyle. Elinde bıçak olan oğlum tüm dikkatini yaptığı işine vermesini istiyorum çünkü.

O gün bugün, oğullarım hiç elini kesmedi. Asla bir yerlerden izin almadan eline bıçak almadılar. Her yemekte tabaklarının yanlarında da –artık normal- bıçak konuluyor. Bazı günlerde ekmeklerini kendileri hazırlıyorlar ya da sebzelerini kendileri kesiyorlar. Ama günlerce elini bıçağa sürmediği  de oluyor. Yani bıçak, iki oğlum için de gündelik hayatta normal olan ancak dikkat gerektiren bir alet oldu. Benim istediğim de buydu… Bence en tehlikeli olan, merak edilip ama yasak olan, kullanılması bilinmeyen şeyler!