23.03.2013

Başörtüleri, Choco Crossies ve 5 günlük bir hamur – işte bu haftamız


Bu hafta ufak tefek işlerle geçti. Havanın güzel olduğu günlerde bahçede çalışmaya devam ettik. Çicek soğanları ektim ve tohumları serptim. Son iki yıldır ektiğim tohumlardan çiçek çıkartamadım gerçi, ama neyse denemeye devam ediyorum. Meyve ve sebze konusunda çok daha iyiyiz. Sebze derken, sebze ekimi ile ilgili bir toplantıya katılacağız bugün. Bir okuyucumuz bundan bahsetti. Biz merak etmez olur muyuz? Tabi ki katılırız! Permakültürü denen ekimle aramızın nasıl devam edeceğini sonra anlatırım.

Salı günü Leon’u anaokuluna bıraktığımda öğretmenlerden iki tanesinin başörtülerini taktıklarını gördüm. Başlarını örttüklerini gezilerden biliyordum. Ama anaokulunda? Galiba bir şeyler kaçırmış olmam gerek diye eşime sordum. O da bilmiyordu.
 Öğrencilerin kıyafetlerinin serbest bırakılacağını biliyorum, hatta bizim buradaki okullarda şimdiden kimse üniforma giymiyor artık. Öğretmenlerin kıyafet serbestliğinin de getirildiğini tamamen kaçırmışız demek. Çocuklar alışmasın diye gündüz televizyon açmıyoruz. Dolayısıyla ancak akşam haberlerini seyredebiliyoruz, eğer kaçırmazsak tabi ki. Her gün gazete almaya çalışıyoruz ama almamıza rağmen okumak için vakit bulamadığımız oluyor. Köye taşınarak, çocuk yaparak dünyadan kopmayacaktık ama! İyi ki her şey için bir uygulama var (bunu dediğime inanamıyorum). 3-5 dakika bulunca haberleri artık telefonumdan okuyorum.

Leon bu hafta neredeyse her öğleden sonra makasla kesme faaliyet yaptı. Bu hiç beklenmedik bir gelişmeydi. Geçen yıl bir arkadaşımız ona bir faaliyet kitabı hediye etmişti. 5-6 yaş çocuklar için olduğundan onu rafa kaldırmıştım. Salı günü Leon “kesme faaliyeti yapmak istiyorum” deyince o defter aklıma geldi. Hiç şüphesiz Leon’un aradığı böyle bir şeymiş! Çekmeceden makası ve Pritt’i aldı, kalın defterle masaya oturdu ve başladı kesmeye. Cuma günü son üç faaliyeti bitirene kadar her gün iki saat seri üretime geçmişti. Tabi ki bana tüm o faaliyetlerini asacak yer bulmak düştü! Buzdolabı çoktan dolmuştu… İki ip ve bir sürü mandal aldım, Leon çekiç oyunundan bana dört raptiye verdi ve birlikte kapıya taktığımız bantlara astım hepsini. Ne yapalım yani? Minik sanatçı Leon ve Luka’nın eserlerine asla karışmam ki. Sergilenecekse evimi galeriye çeviririm. Varsa bir yetenek veya ilgi, o henüz filizlenirken onu yanlış bir yorumla öldürmeyelim, değil mi? Umarım ileride eserlerini seri halinde üretmez, yoksa evimizin kapıları hızlıca dolacak.
    
Bu kadar kesme işinin arasında Luka en sonunda sıkılmaya başlamıştı. Onunla Choco Crossies yaptık. Aslında benim canım tatlı çekiyordu ve onu bahane ettim. Kıtır kıtır çikolatalı Choco Crossies yemek isteyen bendim yani. Luka hem mutfakta yardım etmeye hem de çikolatalı bir şeyler yemeğe asla hayır demez. Çikolatayı erittim ve içine buğday gevreklerimiz karıştıra karıştıra Luka onları çikolatayla kaplattı. Birlikte küçük taneleri hazırladık ve buzdolabına koyduk. Ondan sonra olan oldu. Buzdolabını açan bir iki tane ağzına attı. Eşim dışarıdan gelince “yaptınız mı” diyerek direkt buzdolabına yöneldi. Choco Crossies evimizde bu kadar seviliyor! Bir saat sonra tek bir tane kalmamıştı.

Bir de yepyeni bir ekmek hamuruna giriştim. Hamuru biliyordum, çünkü Almanya’daki ekmeklerin çoğu bu hamurla yapılıyor, ancak ben hiç denememiştim. Çünkü hamuru hazırlamak en azından 5 gün sürüyor. Sonra tıpkı yoğurtta yaptığımız gibi bir küçük parça hamur ayırıp üç günde yeni hamur hazırlanabilir. Almanca’da bu hamura Sauerteig deriz. Türkçesini bulamadım. Mayalı hamur diye geçiyor ama bu doğru değil, çünkü tamamen mayasız yapılıyor. Maya yerine, su ve un karışımının doğal fermentasyonundan faydalanılıyor. Bu nedenle hazırlanması bu kadar uzu sürüyor. Hadi bakalım, bunu başaracak mıyım? Eğer güzel olursa kesinlikle bu tarifi de paylaşırım! 

Ama daha önce hafta sonu var. Biz bu hafta sonu arkadaşlarımıza ayırdık. Bol bol sohbet ve kahve...