11.03.2013

Saçlar gitti!


Evet, saçlar gitti! Bugünkü diğer postumda belki görmüşün, Luka’nın saçları kesildi. Hiçbir şey deme bana, onun kararıydı! Ben suçsuzum! Yazdan beri saçını kesmemiştik. Ama her sabah ve akşam tararken ağlıyordu benim oğlum. Tabi ki, çünkü gün boyunca ellerini saçına sürüyordu ve yapış yapış kalıyordu. Bu tomakları açmak kolay değil… Neredeyse her gün soruyordum ona “Luka, çok dikkat ediyorum ama acımamasını istiyorsan, saçını kesmemiz lazım. Keselim mi?” Luka her seferinde kesin bir hayırla tavrını belirtmişti. Önceki güne kadar.

Cumartesi günü yanıma gelip “Mama, saçımı keser misin?” diye sorduğunda şaşırmıştım. Tabi ki oğlum, eğer sen istiyorsan keserim. Pazar günü banyodan önce keselim olur mu?” Pazar günü olunca sabahleyin yine sordum, Luka hala evet, keselim diyordu. Akşam olunca geri çekildi. Anlaşılan fikrini değiştirmişti. Bizim için hava hoş, saç konusunda kimseye, oğullarıma da karışmıyoruz.  Her kesimin güzel ve kötü yanları var. Yinede yazın Leon ve Luka’da kısa saç tercih ederim.  Çünkü hemen hemen her gün denize gittiğimiz için hızlıca kuruyor.

Neyse, Luka fikrinden vazgeçmişti. Banyoya girmeye hazırlanırken Leon saçını kesmemi istedi. Peki… Uçlardan biraz aldıktan sonra Luka geldi “Benimkini de kes!” Tam üç kere sordum ona “Emin misin Luka, Saçını gerçekten keseyim mi?” “Evet Mama, kes, Leon gibi kısa kes!” Luka sonuna kadar kararlıydı. Ben de kestim. Bu sabah gözümüze biraz tuhaf geldi, biraz alışmamız lazım. Aylardır uzun saçlı görüntüsüne alıştık. Ama Luka mutlu “iyi ki kestik” dedi kahvaltıda. Masum yüz ifadesinin yerine yaramaz bir bakış geldi, sence öyle değil mi?