Evet, saçlar gitti! Bugünkü diğer postumda belki görmüşün,
Luka’nın saçları kesildi. Hiçbir şey deme bana, onun kararıydı! Ben suçsuzum!
Yazdan beri saçını kesmemiştik. Ama her sabah ve akşam tararken ağlıyordu benim
oğlum. Tabi ki, çünkü gün boyunca ellerini saçına sürüyordu ve yapış yapış
kalıyordu. Bu tomakları açmak kolay değil… Neredeyse her gün soruyordum ona
“Luka, çok dikkat ediyorum ama acımamasını istiyorsan, saçını kesmemiz lazım.
Keselim mi?” Luka her seferinde kesin bir hayırla tavrını belirtmişti. Önceki
güne kadar.
Cumartesi günü yanıma gelip “Mama, saçımı keser misin?” diye
sorduğunda şaşırmıştım. Tabi ki oğlum, eğer sen istiyorsan keserim. Pazar günü
banyodan önce keselim olur mu?” Pazar günü olunca sabahleyin yine sordum, Luka
hala evet, keselim diyordu. Akşam olunca geri çekildi. Anlaşılan fikrini
değiştirmişti. Bizim için hava hoş, saç konusunda kimseye, oğullarıma da
karışmıyoruz. Her kesimin güzel ve kötü
yanları var. Yinede yazın Leon ve Luka’da kısa saç tercih ederim. Çünkü hemen hemen her gün denize gittiğimiz
için hızlıca kuruyor.
Neyse, Luka fikrinden vazgeçmişti. Banyoya girmeye
hazırlanırken Leon saçını kesmemi istedi. Peki… Uçlardan biraz aldıktan sonra
Luka geldi “Benimkini de kes!” Tam üç kere sordum ona “Emin misin Luka, Saçını
gerçekten keseyim mi?” “Evet Mama, kes, Leon gibi kısa kes!” Luka sonuna kadar
kararlıydı. Ben de kestim. Bu sabah gözümüze biraz tuhaf geldi, biraz alışmamız
lazım. Aylardır uzun saçlı görüntüsüne alıştık. Ama Luka mutlu “iyi ki kestik”
dedi kahvaltıda. Masum yüz ifadesinin yerine yaramaz bir bakış geldi, sence
öyle değil mi?
Bravo gerçekten! Ne güzel kesmişsiniz :) Bence hala, hatta hep çok yakışlıklı :)
YanıtlaSilN.U.R.